10 Nisan 2012 Salı

"MESNEVİ TRANSLATE"


Yok kardeş, inanın ki durum bildiğiniz gibi değil, sizin  de aldanmanıza gönlüm hiç razı değil...
Düşünün bir kez, efendimiz aleyhisselâmın,
va dahî mübarek eshabının böyle 'döndüğü' hiç işitilmiş mi?
Ney-def..vs her türlü çalgıyı çalmış, bununla ibadet etmişler mi?
Onlar bunları yapmamış, yapanı açıkça men etmişlerse,
ariflerin ışığı, evliyanın büyüğü kokoca Mevlâna hazretleri,
hiç efendisine muhalif bir iş yapabilir mi?
Onlar ki, bırakın ney çalıp, dönmeyi;
yüksek sesle zikir yapmayı bile uygun görmemişler,
Mesnevilerinde meâlen şöyle söylemişler:
"O halde, Canana kavuşmayı, cân-u gönülden iste
Dudağını oynatmadan, Rabbinin ismini kalbinden söyle."

Maalesef şimdi türbelerinde çeşitli çalgı aletleri var,
ziyaretine gidenler, ona ait olduğunu sanmaktalar.
Halbuki bunlar kendilerinden 3-4 asır sonra ortaya çıkmış hurafelerdir,
Sema, ney, raks..vs.ibadete karıştırılmış çok çirkin bid'atlerdir.
Mevlâna hazretleri, herhangi bir tarikat kurmamışlar,
ibadete yeni şekiller, usuller katmamışlardır.
Sonradan onun mübarek ismini kullanarak ortaya çıkanlar,
"Mevleviyiz" deyip, ney eşliğinde, dönmüş, oynamışlar.
Senet olarak, mesnevi-yi şerifin ilk beytini göstermekteler,
halbuki oradaki "ney"den maksadın, "mümin-i kâmil" olduğunu bilmemekteler.
Yine pek çok kimse, bu Hak aşığının insan sevgisine, tevazuuna, gönül okşayan tatlı sözlerine bakarak, onu salt bir mütefekkir ya da  hümanist bir şair olarak addetmekte, öylece anlamaya çalışmaktalar.
"...ne olursan gel..." sözünü, "...tevbe ettiysen gel..." şekliyle değil, "olduğun gibi gel" olarak kabul etmekteler. Halbuki, Allahü teâla dahi, ateistin, putperestin, yahudinin, ancak Hak din olan İslâma gelme şartıyla tevbesini kabul ederken, Mevlâna hazretleri Rabbinin sözünün önüne geçebilir mi? 
Mevlâna hazretleri üstün İslâm ahlakının, mütefekkirliğinin de üstünde, henüz çocuk iken büyük bir veli olan babasının kalbindeki feyzlere kavuşmuş, beş yaşında iken kiramen katibin meleklerini, evliyanın ruhlarını, sokaktaki cinleri görmüş, çok kerametler göstermiş, mübarek dinimize nice hizmetler yapmış çok büyük bir veli, koskoca bir İslâm âlimidir.
Ya Mesnevi'yi şerif?
O öyle kıymetli bir kitaptır ki,
Mekatib-i şerife kitabında şöyle buyurur, Abdullah-i Dehlevi hazretleri:
"Mevlâna Celaleddin, evliyanın büyüklerinden ve ehl-i sünnet âlimlerinden idi, eşi bulunmayan üç kitaptan birincisi Kur'an-ı Kerim, ikincisi Buhari'yi şerif ve üçüncüsü ise Celalledin-i Rumi'nin Mesnevi'yi şerifi."
Seadet-i ebediyye kitabında ise şu ifade vardır:
"Evliyalık yolunun kemâlâtını bildiren kitapların en üstünü Mesnevi’dir. Evliyalık ve nübüvvet yollarının kemâlâtını ve inceliklerini bildirmekte ise, İmam-ı Rabbaninin Mektubat’ının eşi yoktur."
Yanlış anlaşılmalara sebep, na-ehil kimselerin yaptığı yanlış tercümelerdir.
Günümüzden 7 asır önce yaşamış bu büyük zatın Mesnevi'yi şerifi, dünyanın her tarafında çeşitli dillere tercüme edilmiş, bu tercümelere çok çeşitli şerhler yazılmış ve yayınlanmış. Ancak Mesnevi bir ilim kitabıdır, İslâmi ilimler içinde çok kıymetli bir yeri olan tasavvuf ilminden bahseder. Herhangi bir ilme ait kitabı tercüme edebilmek için, o ilme ait bütün özel tabirlerin de manasının bilinmesi gerekir. Bugün Arapça bilen herhangi birinin Kur'-anı kerimi açıp tercüme etmeye kalkışarak işlediği vahim hata gibi, tasavvufu bilmeyen birinin yaptığı tercüme de böyle vahimdir. Nitekim, şu an piyasadaki mesnevi tercümelerinden çoğu, bırakın tasavvuf ilmine ehil kimseleri, gayrı müslimlerin yazdıklarından tercüme edilmiştir. Misalen, bizim dilimizde "göze girmek" deyimi "takdir toplamak" olarak karşılık bulurken, bu deyimi bilmeyen bir yabancı bunu kendi diline çevirirken "gözün içine girmek" şeklide çevirirse ortaya çıkacak durumun tuhaflığını görebiliyoruz.  Ya da bizde "eli uzun" deyimi hırsızlık olarak karşılık bulur,halbuki Arapça da bu deyim cömert insanlar için kullanılır.Yani tercüme için dil bilmek yetmiyor, tıpkı google translate hizmeti gibi oluyor. Dolayısı ile ortaya böyle büyük hatalar çıkıyor.
Bugün birileri iki hoş cümleyi bir araya getiriyor, imza olarak Mevlâna hazretlerini kullanıyor.Öyle ya, o nasılsa her kesime hitap ediyor.Bakın Mevlâna hazretleri bu durumu nasıl güzel izah ediyor:
"Ben sağ olduğum müddetçe Kur’ânın kölesiyim.
Ben Muhammed muhtârın yolunun tozuyum.
Benim sözümden bundan başkasını kim naklederse;
Ben ondan da bîzârım, o sözlerden de bîzârım."
Yazık ki onun bîzar olduğu duruma, düçâr olanların yüzünden,
müslüman bir kimse, sanki herhangi bir düşünürden, edebiyatçıdan bahseder gibi, "efenim ben onun şu tarzını beğenirim, şu düşüncesi ise bana ters geliyor" ekabirliğini edince, insanın "edeb ya hu!" diyesi geliyor.
Bir başkası "Ben Mevlâna'yı önceden severdim, okuduklarımdan sonra sevmez oldum" diyebiliyor.Dolayısı ile onun kendini sevenlere verdiği şu özlü nasihatlerden ve akabindeki müjdelerden mahrum kalabiliyor:
“Ey bizi sevenler! Sevgili Peygamberimizin gittiği Ehl-i sünnet yolundan yürüyüp, bu yolu ihyâ etmeli. Allahü teâlânın sevdiği ameller, ibadetler ile, helâl yollardan çoluk-çocuğunun ihtiyaçlarını kazanarak, râzı olunan kullar zümresine dâhil olmalı. Hep helâli istemelidir. Söylediklerimiz, dinlediklerimiz, düşündüklerimiz hep helâl olmalı. Her hareketimizi Peygamber efendimizin hâl ve hareketlerine uydurmalıyız. Herkes, bir sanata sahip olmalı ve din ilimlerini iyi öğrenmelidir. Bunu özellikle istiyorum. Bizim yolumuzda olanlara, kıyamet günü yardımcı olur, yüzlerinin ak olmasına çalışırız. Ancak, edebe riâyet etmeyenler ve Ehl-i sünnet yoluna muhalefet edenler, kıyamet günü bizi göremez."
******
Ya Hâdi ,bu ismi şerifin hürmetine hepimize hidayet ihsan eyle!





4 yorum:

  1. selamın aleyküm ablacığım....paylaşımlarına o kadar uzak kaldım ki kendimi bu zaman aralığında çok tuhaf bir yerde hisseder oldum ;ama çok şükür bugün nasip oldu birini okumak...yine çok güzel bir konuya değinmişin ablacağım, Allah razı olsun ,yüreğine ,kalemine sağlık.Rabbim; yanlış tercümelere aldanmadan ,senin de vesilen ile ve de kalbimizle O'nu Hak yolundan ayırıp yeni nesile uydurmadan asıl düstüruyla görmeyi,anlamayı ve O'nun gözüyle hayatı yaşamayı nasip etsin inşallah vede Mevlana hazretlerini ve nice büyük üstad evliya şeyh vs nin anlattığı yolu anlamayı ,anlatmayı ,yaşamayı nasip etsin inşallah...selmetle kal ablacığım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve aleykümselam Gül'üm.
      Allahü teala senden de razı olsun,cümlemizi razı olduğu hal üzere bulundursun inşallah...

      Sil
  2. Esselamü aleyküm ablacığım;
    Birkaç haftadır internetim yoktu,güzel nakillerini okumayı özlemişim.Şu senin cesaret edip kaleme getirdiklerinin çok değil yarısını göz önündeki hocalar (!) söylese,birçoklarının hidayetine sebep olacaklar aslında..Yazdıklarının her kelimesini tebrik ederim..Birgün kısaltmalar konusunda yazarsan sevinirim.Mevlana hazretlerinden ve diğer din büyüklerinden "kuddise sirruh" ahbabları gibi bahsetmeleri hepimizi çok üzüyor.Hangi yüzle şefaat dilenecekler acaba??

    YanıtlaSil
  3. Ve aleykümselam Nazlıcım,
    Yazmak istediğim o kadar çok şey var ama,bu ara dünyanın koşturmacası da pek arttı:(
    Hem bahsettiğin konu hem de diğerlerini yazabilmek için vakte ve elbette duaya ihtiyacım var:)

    YanıtlaSil