3 Mart 2012 Cumartesi

HAKÎR'İ HUZURA GÖTÜRÜYORUM


Bazen yapayalnız hissedersiniz kendinizi. Aileniz, arkadaşlarınız, insanlar vardır, ama siz yalnızsınızdır işte. Halk içinde yaşamanın gereklerini yerine getirirken zâtınız, kaçıp kaçıp gider ruhunuz, karanlıklar içinde bulursunuz onu, yorgun, mahzun, mutsuz...
Bazen hayâl aleminde yaşıyormuşsunuz gibi gelir, herşey sahtedir sanki, hiçbirşeyi tutamazsınız, kayıp gider insanlar, eşyalar, hayat...Ruhunuz firardadır yine, akıp giden hayatın içinde bulamazsınız onu, nereye gider bu?
Bazen hayatın tam ortasında bulursunuz kendinizi, hayâl gibi değidir bu kez, renkler parlak, sesler berrak... Lâkin aynaya yaklaşınca gördüğünüz; kuyruğunu sallayan simsiyah bir kelb(köpek)tir, üstelik dişlerini göstermektedir, salyasını akıtarak...
Feryatlar, figânlar, pişmanlıklar...
Nedâmetin neticesi, şükür, geliyor işte kaçak...
Neredesin, neden bıraktın beni bu Hakirle başbaşa?(Hakir,üftadenin içindeki ıslah edemediği çok azgın kelbin ismidir.)
Hem sen 'belî' dediğinden beri benimsin madem, ebeden birlikteyiz hem, şu kara kelbe beni yem etmek yakışır mı sana?
Yoruldum onun peşinden koşmaktan,düşürür oldu beni de çamurlara.
Ya sen?Her firarından sonra, dönüp de gelince yanıma, misk gibi kokular gelir burnuma...Söyle nerelere gidersin ey ruhum, hangi ırmaklarda arınırsın, hangi amberlere bulanırsın, hangi huzurlara kaçarsın? Haydi tut artık elimi, n'olur  huzura kaçır beni... 
Şimdi, kapatın siz de dünyaya gözlerinizi, uzatın bana ellerinizi, bir kaç zaman kaçalım buralardan, ötelere uzanalım, bi iznillah aydınlanalım ve arınalım inşallah...
Cenab-ı Hakkın sevdiği- seçtiği kulların; peygamberlerin, evliyâların hayatlarına gidiyoruz şimdi.Yolculuk boyunca, şu kara kelblerimiz hırlar mı, azar mı bilinmez lâkin, utanıp, ıslah olmaları  umulur...
Nereye kanat çırpmalı, hangi huzur iklimine uçmalı ve şimdi hangi ahvalde konaklamalı?
Onlar...Zamanında yaşayan insanlar arasında her bakımdan mükemmel olmaları hasebi ile, Allahü teâla tarafından seçilmiş oldukları halde, kendilerini hep insanların en günahkârı sayarlar, umumi musibetlerin müsebbibi olarak kendilerini görürlermiş. "İçinizde en günahkâr olanınız benim" buyururlarmış. Kendilerinin dualarının makbul olmadığını düşündüklerinden, yağmur duasına çıkmazlarmış meselâ.
Malik bin Dinar hazretlerine, "Yağmur duasına, bizimle beraber siz de çıkmalısınız" dedikleri zaman, şöyle buyurmuş:
"Korkarım ki, benim yüzümden başınıza taş yağar!"
*******
Vehb bin Münebbih hazretlerinden rivayet edilir ki: 
İsa aleyhisselam bir gün yağmur duasına çıkmış, dua etmiş, yağmur yağmamış. Gönlüne bir darlık gelmiş ve oradakilere söyle söylemiş: "İçinizden herhangi bir günah işleyen varsa o geri dönsün." Bunun üzerine herkes geri dönmüş, yalnız bir kişi kalmış. İsa aleyhisselam ona, "sen hiç günah işlemedin mi" diye sormuş. Demiş ki adam, "işlemez olur muyum ya İsa? Birgün bir kadına bakmıştım. Kadın kaybolduktan sonra, parmağımla gözümü çıkarıp attım!.." İsa aleyhisselam, "haydi bu insanlar için dua ediver" buyurunca, o da dua etmiş,  gökyüzünde bulutlar peyda olup,sicim gibi yağmurlar yağmış.
*******
İmam-ı Şarani hazretleri buyurur ki:
"Ey mümin bak,bundan önceki büyükler kendi kendini nasıl itham ediyor.Sakın sen,'benim duam makbuldür' diye yağmur duasına hemen koşma!Allahın bütün günahlarını bağışladığını sanıyorsan o başka. Eğer böyle bir zanna sahip değilsen, bekle. Önce bütün günahlarına bir güzel tövbe et! Sonra duaya çıkarsın."
*******
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin mektuplarının birinin altında imza kısmında şu ifadeye rastlanır:
Merkez-i dâire-i iflâs ve bî nevâî, Ser şâr-ı sahbây-ı hodgâmî ve nâ âşinâî. Es-Seyyid Abdülhakîm Arvâsî 
Yani,
İflas dairesinin merkezi ve bir şeyi olmayan, egoistlikle dopdolu ve bir şey bilmeyen...
*******
Ve imam-ı Rabbani hazretleri, mektubatında şöyle buyuruyor:
Kusurlarım pek çok,iyi anlıyorum ki, sağ omuzumdaki melek, yirmi seneden beri yazacak bir iyilik bulamamıştır.Allahü teala biliyor ki, bu sözü gösteriş olarak söylemiyorum.İçimden geleni söylüyorum.Yine anlıyorum ki, hatalarla kusurlarla çevrilmişim ve günahlarımın altında ezilmişim. Yaptığım iyilikleri sol omuzumdaki melek yazsa yeridir.Sol omuzumdaki melek hep yazmaktadır.Sağ omuzumdaki ise işsiz boş durmaktadır.Sağdaki amel defterim bomboştur.Soldaki ise,dolu ve simsiyah olmuş. Ümidim yalnız Allahın rahmetindedir. Ancak Onun mağfiretine sığınıyorum.(Ya rabbi, senin mağfiretin benim günahlarımdan daha geniştir. Rahmetin ise amelimden daha ümit vericidir.) duasını kendime tam uygun görüyorum.
Şaşılacak şeydir ki, yüksek derecelerde, durmadan gelen feyzler, nimetler, bu kusurları görmeye yardım ediyorlar. Ayıpları görmek kuvvetini arttırıyorlar. Kendini beğenmek yerine yerine, aşağılık gösteriyorlar. Yüksek yerde, tevazu yolunu açıyorlar. Ne kadar çok yükselirse, kendini o kadar çok aşağı görüyor. Çok yükselmek, kendini çok aşağı görmeye sebeb oluyor."
*******
Gördün mü  ey Hakir?
Sen bunları anlayabilir misin?
Onların nefslerine benzeyebilir misin?
'Bu zamanda olur mu' deme, ben ne nefsler gördüm mümince.
Dön de bak bir aynaya, bak ucubdan buruşmuş suratına.
Gözlerin seçiyor mu, sağ tarafta zannettiklerin, sol tarafa yazılmış bak.
İstiğfar etmezsen,yarın onlar da paçavra olup çarpılacaklar muhakkak.
Zamanın kelbleriyle bir oldunuz, görmeyelim Hakkı diye gözlerimizi oydunuz.
Ve lâkin, Rabbimizin merhameti çok be Hakir, 
zira dostlarını tanıttı bize, sevgilerini koydu yüreğimize.
Sen ne ka kudurup hırlasan da,bi iznillah mâşuklar yetişir âşıklara...
*******
(Huzura kaçışlar devam edecek inşallah.)

3 yorum:

  1. tam da benim için, bi tokat etkisi olsun diye yazılmış sanki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah be kuzum,o tokatlar benim Hakir içindi,
      değdi ise seninkine de,şükretmeli değil mi?

      Sil
  2. etmeli tabii ki.. Elhamdülillah

    YanıtlaSil