23 Mart 2012 Cuma

İSLÂMÎ MÜZİK Mİ?



“Bugünkü şaşkın halleri eylemişti, Resul beyan,
Demişti: Bir gün gelecek; garib olur bana uyan,
Her evde çalgı çalınır; işitilmez olur ezan,
Alim bulunmaz bir yerde cahillere kalır meydan...”



Öyle mi? E,öyle...Ehli sünnet Kasidesi'ndeki bu dörtlük son zamanlarda hızla artan bir din cehaletini ve hatta müslümanın imanı için büyük tehlike arzeden bir mevzuuyu hatırlattı, paylaşmadan edemedim.
Dinimizin asli kaynakları olan Kur’an-ı kerimde ve Hadis-i şeriflerde müziğin kesinlikle yeri yok iken, bilakis İslam âlimleri, Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere dayalı olarak, söz birliği ile müziğin haram olduğunu bildiren sayısız sözler sarfetmişken, nasıl oluyor da mütedeyyin kesim dahi müziksiz yaşayamıyor? Üstelik Yusuf İslam, Sami Yusuf gibi şarkıcılar tarafından yaygınlaştırılan, ülkemizde ve dünyada sayıları giderek artan solist veya gruplarca icra edilen, adına 'İslami Müzik' dedikleri bir bid'at, nasıl da hemen kabul görebiliyor? Ya 'tasavvuf musikisi' ne ne demeli? Dinimizde haram ve yasak olduğu açıkça bildirilen müzik kelimesi ile İslam ve tasavvuf kelimeleri nasıl yan yana getirilebiliyor?
Halbuki müzik hakkında yazılan sahih kaynaklara bakıldığında, müziğin diğer bütün dinlerde de büyük günah olduğu, incilin yasakladığı, lakin papazlar tarafından sonradan kiliseye sokulduğu görülebiliyor. Hatta Hristiyanlığın tahrif olmasının en büyük sebeplerinden biri olarak, kiliseye sokulan müzik gösteriliyor. İşte İslamiyeti de Hristiyanlığın durmuna düşürmek için, son yıllarda hızlı ve sinsi bir şekilde müzik dinin içine sokulmaya çalışılıyor, maalesef gaflet içindeki müslümanlar, her türlü çalgı aleti eşliğinde, nefsi okşayan nağmelerle söylenen bu ilahilerle korkunç bir bid'ate, hatta küfre sürükleniyor.
Birkaç sene önce, mübarek ramazan ayında, yurt dışından 'islami müzik'(!) konserleri vermek üzere çeşitli gruplar getirilmiş, bunlar çeşitli enstrümanlar eşliğinde ilahiler söylemiş, hip- hop tarzında parçaları, bu tarza ait figürlerle seslendirmişlerdi.Başlarında beyaz namaz takkeleri bulunan bu gençler, sonraki günlerde istanbul'un meşhur camiilerinde cemaatle namaz kılıp, halka "hem namaz kılarız,hem de şarkı söyleyip dans ederiz" mesajı vererek, dinimizce haram olan müziği, meşru olarak göstermeye çalışmışlar ve bunda da son derece başarılı olmuşlardı.Zira  belediyeler, oteller, restoranlar, fasıllar eşliğinde söylenen, her türlü çalgı aleti ile icra edilen ilahileri iftar programlarına dahil ettiler, yani ibadete haram karıştırarak korkunç bir tehlikenin yaygınlaşmasına sebep oldular. Tıpkı şu anki tahrif olmuş Hristiyanlıkta müziğin ibadetin bir parçası olması gibi.Halbuki dinimizde müzik günah olmakla birlikte, bu, ibadete karıştırılınca ,yani çalgı, müzik eşliğinde Kuran-ı Kerim, mevlid, ilahi okununca küfür oluyor. Ayrıca haram olan birşeyi helal kabul etmek dahi küfrün sebepleri arasında zikrediliyor.
Merhum Mehmet Oruç bey bir makalesinde diyor ki:
"Şimdi şapla şeker karıştı. Eskiden saflar ayrı ve netti. Kim ne yaptığını biliyordu. Her şeyin cılkı çıkmamıştı, curcunaya dönmemişti. İçki içecek olan meyhaneye, eğlenecek olan eğlence yerine, ibadet edecek olan da, camiye giderdi. Haram işleyen de günahını bildiği için üzülürdü. Üzüldüğü, yaptığını meşru görmediği için de küfre düşmezdi. Şimdi her şey birbirine karışmış durumda. İbadet mi yapıyor, eğleniyor mu belli değil. Bütün bunlar müziği ve haramları meşrulaştırmanın, haramı helali birbirine karıştırmanın yani “Dini sulandırma” projesinin bir parçasıdır. Görünüşe bakıldığında bu davranışlar halkın cahilliğine veriliyorsa da, bu o kadar basit bir hadise değildir. Müslümanlar bu hale planlı bir şekilde, belli bir proje doğrultusunda getiriliyor. Bu projenin içeride ve dışarıda bayraktarlığını yapan pek çok kimse var. Rock Müziğin başını çeken Cat Stevens diğer ismi ile Yusuf İslam’ın takip ettiği çizgi hayli enteresan. Önce İslam âlimlerinin kitaplarından ve çevresindeki Müslüman kimselerden müziğin haram olduğunu öğrenip Müslüman olmasıyla beraber müziği de bırakıyor. Daha sonra birden fikir değiştiriyor. Bu değişikliği de kendince şöyle yorumluyor: “Başlangıçta müzik konusunda şüphelerim oluşmuştu. Daha sonra Kur’ana ve hadislere baktım, müzik ile ilgili bir şey göremedim. İyi, faydalı şeyleri İslamiyet emrediyor. Müzik iyi ve faydalı olduğuna göre, haram olamaz diye yorumladım. Yeniden çalışmaya başladım...” Binlerce İslam alimi, Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere dayanarak Müziğin haram olduğunu söylüyorlar; bu ise, göremedim, diyor. 
Yapılan bu kadar İslam dışı davranışlardan sonra insan ister istemez şüpheye düşüyor. Acabalar akla geliyor. Bu tip insanlar, bu tip gruplar acaba belli maksatlar için mi Müslümanların arasına sokuluyor?!"
 “İslami Müzik” saçmalığını savunmak, zemzemin içine şarap katmak gibi çirkindir. Bu, zemzeme yapılacak en büyük hakarettir. Birileri, vazifeleri gereği kasıtlı olarak bunu yapabilir fakat Müslümanların buna alet olması affedilebilir hata değildir.  Çalgı aleti eşliğinde söylenen, ilahinin, şarkının, kasidenin dinimizde haram olduğunda söz birliği vardır. Hatta ilahinin müzik aleti ile söylenmesi ile ibadete müzik sokulduğu için haramdan öte küfür olduğu bildirilmiştir. Hadis-i şeriflerde, “İlk tegannî eden şeytândır” “Müzik, kalbde nifâk hâsıl eder”, “Allahü teâlâ, beni âlemlere rahmet olarak ve çalgıları, cahiliye âdetleri ve putları yok etmek için gönderdi” buyurulmuştur. Harama helal diyen ve haramı ibâdete karıştıran kâfir olur. Resulullah efendimizin geldiği bir evde, küçük kızlar tef çalıp şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı bırakıp, Resulullahı övmeye başladılar. “Benden bahsetmeyin! Beni övmek (mevlid, ilahi) ibâdettir. Eğlence, oyun arasında ibâdet caiz değildir” buyurdu (Kimya-i saadet). Tef, çalgı çalarak veya oyun arasında Kur’an okuyan, ibadet eden kâfir olur, dinden çıkar. (Tergib-üs-salât)
*******
Bazı alimlerin müzik hakkındaki sözleri ise şöyle:

Enes bin Malik hazretleri, “En pis kazanç, şarkı ve çalgı aletleriyle kazanılandır” dedi. (İbni Ebid-Dünya) 
İbni Abbas hazretleri, “Çalgı aletleri haramdır” dedi. (Beyheki) 
Şeyh Muhammed Rebhami hazretleri buyuruyor ki:
"Saz, tanbur, def, ney ve diğer çalgı aletlerini çalmak, Allahü teâlânın emrini tutmamak olur." (Riyad-ün-Nasıhin)

İmam-ı Birgivi hazretleri buyuruyor ki:
"Saz dinlemekten kulaklarını korumalıdır." (Risale-i Birgivi) 
"Şarkı ve müzik aletlerinin haram olduğu konusunda icma vardır." (İbni Salâh)
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
"İmam-ı Ziyaeddin-i Şami, Mültekıt kitabında (Hiçbir âlim, teganniye mubah demedi) buyurdu."(m. 266) 
"Camide def çalmak günah olunca, başka çalgının camide çalınması hiç caiz olmaz. Kadınların düğünlerde def çalması caizdir" (Redd-ül Muhtar)
"Şimdiki tarikatçıların yaptıkları gibi, dönmek, dümbelek, ney, saz çalmak haramdır." (Tahtavi şerhi) 

İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: 
"Eğlence veya para kazanmak için başkalarına şarkı söylemek, sözbirliği ile haramdır. Çalgı ile raks etmek büyük günahtır. Sıkıntısını gidermek için kendi kendine şarkı söylemek günah değildir. Çalgı olarak, yalnız kadınların düğünlerde def çalması caizdir." (Redd-ül-Muhtar)
"Tasavvuf müziği diye bir şey yoktur. Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehiridir, kalbi karartır." (Dürr-ül mearif)
"İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen ve haramı ibadete karıştıran kâfir olur." (S.Ebediyye)
"Her çeşit çalgı dinlemek haramdır." (Fetava-i Bezzaziyye, Hadika, Ahlak-ı alaiyye)
"Müzik bütün dinlerde büyük günahtır." (Dürr-ül-münteka)
İmam-ı Birgivi hazretleri:
"Musiki ile okunan şeyleri dinlememeli. Cahil tarikatçılar teganni ile ilahi okuyorlar. Musikiden hasıl olan şehvet lezzetlerine, ibadette lezzet hasıl olduğunu, feyiz geldiğini sanıyorlar. Böyle sapıklar, Deccal’ın askeridir. Kur'an-ı kerimi, zikri ve duayı teganni ile okuyanları dinlememek gerekir. Tatarhaniyye fetva kitabı, bunları teganni ile okumanın haram olduğunda sözbirliği bulunduğunu yazmaktadır."(Birgivi vasiyetnamesi şerhi)
*******
Bu konuları  bilen ve  ihtimam gösterenlerin varlığını bilip, şükretmekle birlikte, günlerdir yoğunluktan yazamadığım halde hergün bu küçük blogu ziyaret eden kıymetli takipçiler arasında belki de bilmeyen, işitmeyenlerin de olabileceğini düşünüp, bu mühim bilgileri kendilerine ulaştırmak istedim.Malumunuz,
"Ortalık karışır,yalanlar yazılır, adetler ibadetlere karıştırılır ve eshabıma dil uzatılırsa, doğruyu bilen herkese bildirsin. Doğruyu bilip de, gücü yettiği halde bildirmezse, Allahın ,meleklerin ve bütün insanların laneti onların üstüne olsun"
hadis- i şerifinin haber verdiği kimselerden olmaktan korkmaktayım. Cenab-ı hak hepimizi beğenmediği, yasak ettiği işleri yapmaktan muhafaza eylesin inşallah.
*******
Yorum yazdığı halde,göndermekte problem yaşayanlar varmış,sebebini ben de bilemedim.Şu bilgileri hatırlatmak isterim:
*Yorum yazmak istediğimiz yazının altındaki, 'yorumunuzu yazın' kısmına tıklayarak yorumumuzu yazıyoruz.
*Yorum yazdığımız pencerenin altındaki "yorumlama biçimi"nin karşısında yazan "profil seçin" kısmının yanındaki minik oka tıklayarak açılmasını sağlıyoruz.
*Açılan pencerden -mesela- ,Adı/URL yazan kısmı tıklayarak seçiyoruz.
*Bundan sonra açılan pencereye adımızı yazıp, devam kısmına tıklıyoruz.
*İstersek önizleme kısmından yazımızı kontrol ederek,dilersek de doğrudan "yayınla"ya tıklayarak işlemi tamamlıyoruz.
*Buna rağmen yine problem varsa, lütfen aise9398@gmail.com adresime durumu bildiren bir mail gönderebilir misiniz?
*Teşekkür ederim:)



14 Mart 2012 Çarşamba

EBEVEYNE İKRAM







"Bir kimse çoluk çocuğu olup, onların ihtiyacı için çalışsa, geceleri kalkıp üzerleri açık olarak gördüğü evladının üzerlerini yorganları ile örtse, onun bu çeşit işleri gazâ ve cihaddan üstündür."
                                                                (Abdullah bin Mübarek hazretleri)











12 Mart 2012 Pazartesi

İNCİTME




Bir mümin kardeşini sabahtan akşama kadar incitmeyen kimse, o gün akşama kadar peygamber efendimizle yaşamış olur. Eğer bir mümin kardeşini incitirse, Allahü teala onun o günkü ibadetini kabul etmez.
                                                              (Ebul Hasen-i Harkani hazretleri)





9 Mart 2012 Cuma

HOROZ / GÜVERCİN




Bazen az söz daha çok şey anlatır...


"Oğlum horoz senden daha akıllı olmasın?
Halbuki o her sabah zikir ve tesbih ediyor,sen ise uyuyorsun."



"Gece karanlığında güvercin, dallar üzerinde,
Feryad ile zikrediyor, ben ise uykudayım,
Bu hal beni utandırsın! Eğer aşık olsaydım,
Güvercinden evvel gece ben ağlardım."
(Lokman Hâkim Hazretleri)



6 Mart 2012 Salı

KÖR KUYUNUN DİBİNDEN...


Karanlık, kör bir kuyunun dibindeyim yine. Bu kez buraya düşmeme sebep, ortasında debelendiğim zulmet selinden ziyade, okudukça farkettiğim, farkettikçe öğrendiğim, öğrendikçe özlediğim, ötelerde bir huzur deryasının olduğu hakikati, benimse bu hakikate olan uzaklığım, kendi kendimi aldatmışlığım...O nurlu deryaya koşmak isteyişim, koşamayışım, ayaklarımda zincirler, zincirin ucunda-nefsim- Hakir, çekip çekip beni sürükler ve birlikte yuvarlanırız tepeteklak, bir de bakarım, işte o kör karanlık kuyunun dibindeyim...Ben neler düşlerim, -hem de bir anda- nerelere düşerim...
*******
 Meğer iman edenlere verilen müjdeli haberlerle öyle bir mesut olmuşum ki, sanırsınız uçmaktayım.
Cehennemden azad beratı almışım zahir, pür neşeyim,dünyanın türlü türlü eğlencesindeyim.
Küfür okyanusunun ortasında seyreden ehl-i sünnet gemisindeyim ya, hep bir rehavette, pek bir emniyetteyim.
Günahlarımı nasıl da küçük görmekteyim, sanırsınız burnumun ucunda bir sinek,az sonra uçup gidecek, hem tevbe ettikçe Rabbim affedecek, yine işlesem, yine affedecek, vaadi var; elbette dönmeyecek.O'nun rahmeti öyle çok ki, onun yanında benim günahlarım ne ki...Estağfirullah...Hey be şaşkın, bu mu senin anlayışın?..
Bak Hakir, Peygamber efendimiz (aleyhisselam):
"En akıllınız Allah'tan en çok korkandır" buyuruyor. Aklının ne kadar az olduğunu, bu korkusuzluğundan gör işte.'Onu da nereden çıkardın, ben Allah'tan korkarım' mı dedin? Hadi canım, bir senin korkuna bak, bir de üftadeyi zincirleyip de salmadığın o huzur deryasında akan korkulara bak:

Sırrı-i Sekâti hazretleri buyurdu ki:
 "Gerçekten Allah'tan korkan, Kur'an okurken kalbinde bir incelme başlayan değil, halinin ne olacağını ve nereye varacağını bilinceye kadar yemesini ve içmesini terkeden ve uykuyu bırakan kimsedir." 
*******
İshak bin Half hazretleri buyurdu ki:
"Allah'tan korkan; günahları terketmediği halde ağlayıp gözyaşını silen kimse değildir.Gerçekten Allah'tan korkan o kimsedir ki, o; Cenab-ı Haktan korkarak günahları terketmiştir."
*******
Hasan-ı Basri  hazretleri buyurdu ki:
"Sizden önce öyle insanlar geçti ki, çakıllar sayısınca altın infak etseler de yine kurtulamayacaklarını sanırlardı. Bunlar günahı o nisbette büyük görürlerdi. Bir hadisinde Resul-i ekrem (sallalahu aleyhi vesellem) buyurdu ki:
"Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, gökyüzünde meleklerin  alnını secdeye koymadığı, kıyamda bulunmadığı veya rükuda bulunmadığı dört parmak kadar boş bir yer bile yoktur. Eğer benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız, az güler çok ağlardınız; Allah'ın azabından ve şiddetli intikamından korkarak feryad edip yollara, sahralara dökülürdünüz."
*******
Abdullah bin Mübarek hazretleri'nin nefis dörtlüğüne kulak ver bir de:
"Gece karanlık basınca taata koyulurlar,
Ortalık ağardığında rükuda bulunurlar,
Korku uykularını kaçırmış da kaim olmuşlar,
Korkusuz olanlarsa yatıp uyumuşlar."
*******
İşte sen busun Hakir! 'Ben Allah'tan korkarım' deyip de kendini aldatma. Hem günah işlemeye devam edip, hem de 'Allah beni affeder' diyenlerden olma! Reca (ümitli olmak) mertebesini de kıt aklına göre yorumlama. Mümin elbette ümitli olur, ümitsizlik küfürdür zaten. Ancak ümitsiz olmak demek ,'ben çok günahkarım, Allahü teala beni affetmez, ben cehennemlik bir kulum, cennete giremem' diye düşünmektir ki, bu Cenab-ı Hakka sui zandır ve çok çirkindir.Ümitsizliği böyle bilip de,o halde ümitli olmayı da, 'ne yaparsam yapayım Allahü teala beni affedecek ve ben muhakkak kurtulacağım' garantisi olarak görürsen, bu çok daha büyük tehlikedir .Bunu iyi anlaman için ölçüyü Hazreti Ömer( radyalahü anh) şöyle bildirmiş:
"Eğer dense ki, Cennete yalnız bir kişi girecek, o kişinin kendin olduğunu ümit etmelisin! Yine dense ki, Cehenneme yalnız bir kişi girecek, o kimsenin kendin olacağını zannedip korkmalısın."
*******
Hatem'ül Esam hazretleri buyurdu ki:
"Nefsine uyup da bir günah işleyerek Rabbine asi olduğun zaman ,hemen tevbe et ve nadim ol.İnsanlara özür beyan etme.Çünkü kendini insanlara karşı mazur göstermeye çalışman, işlemiş olduğun günahtan daha büyüktür."
 Yaa,halbuki sen bunu ne çok yapıyorsun.'Evet ,ben şu günahı işliyorum, ama şu nedenden, bu sebebten yapıyorum' diyerek,utanmazlığın zirevesine çıkıyorsun.
*******
İmam- Şarani hazretleri buyurdu ki,
"Ey kardeş bunları kulağına iyi sok! Günahlarını hatırladıkça terle ve tevbe et.Sakın tevbe ve istiğfarı hafife alma. Çünkü sen günahını yakînen bilmektesin. Fakat bağışlanmış olduğunu yakînen bilemezsin.O halde gece ve gündüz Allah'tan bağışlanmanı dile.Bil ki günahları ancak Allah bağışlar."
*******
Hasan-ı Basri hazretlerine:
"Ey Ebâ Said, Allah'ın rahmetinden ve ümit etmekten bahsederlerken o derece ileri giderler ki, sevincimizden adeta uçacak hale geliriz, bu nasıl olur?" dediler.Hasan- Basri hazretleri:
"Emniyet gelip çatıncaya kadar sizi korkutanlarla düşüp kalkmanız, korku gelip çatıncaya kadar ümit ve emniyet bahşedenlerle düşüp kalkmanızdan çok daha hayırlıdır" dedi.
*******
Peygamber efendimiz( aleyhisselam):
"Allah korkusunu kendine sermaye edinenin rızkı, ticaretsiz ve sermayesiz gelir." buyurup,
"Allah'tan korkana, Allah bir çıkış yolu ihsan eder, ummadığı yerden rızkını gönderir."
 mealindeki ayeti kerimeyi okudu.
*******
Başka bir hadis-i şerifte ise:
"İçinizda Allah'tan en çok korkan benim" buyurdu.
******
Cenab-ı Hak, Davud aleyhisselama,
"Kükremiş aslandan nasıl korkuyorsan,benden de öyle kork" buyurdu.
Davud aleyhisselam da bir zelle yüzünden o kadar ağladı ki, gözyaşlarından otlar bitti. Allahü teâlâya dua ederken dedi ki:
"Ya Rabbi, gözyaşımı görüyorsun"
Cenab-ı Hakkın cevabı şöyle oldu:
"Ey Davud, yaptığını unutuyor, gözyaşını hatırlıyorsun."
Davud aleyhisselam, kırk sene daha ağlamıştır.
*******
Ebu Süleymen Dârâni hazretleri buyurdu ki:
 "Kulun ümidi, korkusuna galib geldiği zaman kalp fesada uğrar.Ahmaklar böyledir."
*******
"Nefs ahmaktır,lakin nasihat dinler" buyurmuşlar.Ahmağın önde gideni ey Hakir! İşittin mi? 

3 Mart 2012 Cumartesi

HAKÎR'İ HUZURA GÖTÜRÜYORUM


Bazen yapayalnız hissedersiniz kendinizi. Aileniz, arkadaşlarınız, insanlar vardır, ama siz yalnızsınızdır işte. Halk içinde yaşamanın gereklerini yerine getirirken zâtınız, kaçıp kaçıp gider ruhunuz, karanlıklar içinde bulursunuz onu, yorgun, mahzun, mutsuz...
Bazen hayâl aleminde yaşıyormuşsunuz gibi gelir, herşey sahtedir sanki, hiçbirşeyi tutamazsınız, kayıp gider insanlar, eşyalar, hayat...Ruhunuz firardadır yine, akıp giden hayatın içinde bulamazsınız onu, nereye gider bu?
Bazen hayatın tam ortasında bulursunuz kendinizi, hayâl gibi değidir bu kez, renkler parlak, sesler berrak... Lâkin aynaya yaklaşınca gördüğünüz; kuyruğunu sallayan simsiyah bir kelb(köpek)tir, üstelik dişlerini göstermektedir, salyasını akıtarak...
Feryatlar, figânlar, pişmanlıklar...
Nedâmetin neticesi, şükür, geliyor işte kaçak...
Neredesin, neden bıraktın beni bu Hakirle başbaşa?(Hakir,üftadenin içindeki ıslah edemediği çok azgın kelbin ismidir.)
Hem sen 'belî' dediğinden beri benimsin madem, ebeden birlikteyiz hem, şu kara kelbe beni yem etmek yakışır mı sana?
Yoruldum onun peşinden koşmaktan,düşürür oldu beni de çamurlara.
Ya sen?Her firarından sonra, dönüp de gelince yanıma, misk gibi kokular gelir burnuma...Söyle nerelere gidersin ey ruhum, hangi ırmaklarda arınırsın, hangi amberlere bulanırsın, hangi huzurlara kaçarsın? Haydi tut artık elimi, n'olur  huzura kaçır beni... 
Şimdi, kapatın siz de dünyaya gözlerinizi, uzatın bana ellerinizi, bir kaç zaman kaçalım buralardan, ötelere uzanalım, bi iznillah aydınlanalım ve arınalım inşallah...
Cenab-ı Hakkın sevdiği- seçtiği kulların; peygamberlerin, evliyâların hayatlarına gidiyoruz şimdi.Yolculuk boyunca, şu kara kelblerimiz hırlar mı, azar mı bilinmez lâkin, utanıp, ıslah olmaları  umulur...
Nereye kanat çırpmalı, hangi huzur iklimine uçmalı ve şimdi hangi ahvalde konaklamalı?
Onlar...Zamanında yaşayan insanlar arasında her bakımdan mükemmel olmaları hasebi ile, Allahü teâla tarafından seçilmiş oldukları halde, kendilerini hep insanların en günahkârı sayarlar, umumi musibetlerin müsebbibi olarak kendilerini görürlermiş. "İçinizde en günahkâr olanınız benim" buyururlarmış. Kendilerinin dualarının makbul olmadığını düşündüklerinden, yağmur duasına çıkmazlarmış meselâ.
Malik bin Dinar hazretlerine, "Yağmur duasına, bizimle beraber siz de çıkmalısınız" dedikleri zaman, şöyle buyurmuş:
"Korkarım ki, benim yüzümden başınıza taş yağar!"
*******
Vehb bin Münebbih hazretlerinden rivayet edilir ki: 
İsa aleyhisselam bir gün yağmur duasına çıkmış, dua etmiş, yağmur yağmamış. Gönlüne bir darlık gelmiş ve oradakilere söyle söylemiş: "İçinizden herhangi bir günah işleyen varsa o geri dönsün." Bunun üzerine herkes geri dönmüş, yalnız bir kişi kalmış. İsa aleyhisselam ona, "sen hiç günah işlemedin mi" diye sormuş. Demiş ki adam, "işlemez olur muyum ya İsa? Birgün bir kadına bakmıştım. Kadın kaybolduktan sonra, parmağımla gözümü çıkarıp attım!.." İsa aleyhisselam, "haydi bu insanlar için dua ediver" buyurunca, o da dua etmiş,  gökyüzünde bulutlar peyda olup,sicim gibi yağmurlar yağmış.
*******
İmam-ı Şarani hazretleri buyurur ki:
"Ey mümin bak,bundan önceki büyükler kendi kendini nasıl itham ediyor.Sakın sen,'benim duam makbuldür' diye yağmur duasına hemen koşma!Allahın bütün günahlarını bağışladığını sanıyorsan o başka. Eğer böyle bir zanna sahip değilsen, bekle. Önce bütün günahlarına bir güzel tövbe et! Sonra duaya çıkarsın."
*******
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin mektuplarının birinin altında imza kısmında şu ifadeye rastlanır:
Merkez-i dâire-i iflâs ve bî nevâî, Ser şâr-ı sahbây-ı hodgâmî ve nâ âşinâî. Es-Seyyid Abdülhakîm Arvâsî 
Yani,
İflas dairesinin merkezi ve bir şeyi olmayan, egoistlikle dopdolu ve bir şey bilmeyen...
*******
Ve imam-ı Rabbani hazretleri, mektubatında şöyle buyuruyor:
Kusurlarım pek çok,iyi anlıyorum ki, sağ omuzumdaki melek, yirmi seneden beri yazacak bir iyilik bulamamıştır.Allahü teala biliyor ki, bu sözü gösteriş olarak söylemiyorum.İçimden geleni söylüyorum.Yine anlıyorum ki, hatalarla kusurlarla çevrilmişim ve günahlarımın altında ezilmişim. Yaptığım iyilikleri sol omuzumdaki melek yazsa yeridir.Sol omuzumdaki melek hep yazmaktadır.Sağ omuzumdaki ise işsiz boş durmaktadır.Sağdaki amel defterim bomboştur.Soldaki ise,dolu ve simsiyah olmuş. Ümidim yalnız Allahın rahmetindedir. Ancak Onun mağfiretine sığınıyorum.(Ya rabbi, senin mağfiretin benim günahlarımdan daha geniştir. Rahmetin ise amelimden daha ümit vericidir.) duasını kendime tam uygun görüyorum.
Şaşılacak şeydir ki, yüksek derecelerde, durmadan gelen feyzler, nimetler, bu kusurları görmeye yardım ediyorlar. Ayıpları görmek kuvvetini arttırıyorlar. Kendini beğenmek yerine yerine, aşağılık gösteriyorlar. Yüksek yerde, tevazu yolunu açıyorlar. Ne kadar çok yükselirse, kendini o kadar çok aşağı görüyor. Çok yükselmek, kendini çok aşağı görmeye sebeb oluyor."
*******
Gördün mü  ey Hakir?
Sen bunları anlayabilir misin?
Onların nefslerine benzeyebilir misin?
'Bu zamanda olur mu' deme, ben ne nefsler gördüm mümince.
Dön de bak bir aynaya, bak ucubdan buruşmuş suratına.
Gözlerin seçiyor mu, sağ tarafta zannettiklerin, sol tarafa yazılmış bak.
İstiğfar etmezsen,yarın onlar da paçavra olup çarpılacaklar muhakkak.
Zamanın kelbleriyle bir oldunuz, görmeyelim Hakkı diye gözlerimizi oydunuz.
Ve lâkin, Rabbimizin merhameti çok be Hakir, 
zira dostlarını tanıttı bize, sevgilerini koydu yüreğimize.
Sen ne ka kudurup hırlasan da,bi iznillah mâşuklar yetişir âşıklara...
*******
(Huzura kaçışlar devam edecek inşallah.)