15 Şubat 2012 Çarşamba

DÎNİME KASTEDENLER (2)



 İslâm düşmanlarının asıl hedeflerinin ehl-i sünnet müslümanlığı olduğunu,dinimizin bu tek hak itikadını bozma gayretlerini, bunun için de bozuk itikadları kullandıklarını bir önceki yazımda anlatmaya çalışmış, ayrıca masonların milletimiz üzerindeki kirli oyunlarını ne zaman ve nasıl oynamaya başladığından bahsetmiştim. Abdülhamid hanın tahtdan indirilmesiyle, şeyhülislamlık ve diğer din işlerinin başına getirilen masonlar eliyle başlatılan dinde reform hareketlerinin bir örneğine Faideli Bilgiler kitabında rastladım:

"20 Haziran 1928 tarihli Vakit gazetesinin haberi:

Dînimizde yeni hayâta, ilerlemeğe uygun olarak, yapılacak yenilikleri, İstanbul ilâhiyyât fakültesi profesörleri rapor hâlinde hâzırlamışlardır. İttihâdcı denilen zındıklardan, Köprülü Fuâd, İzmirli İsmâ’îl Hakkı, Şerâfeddîn Yaltkaya, Mehmed Alî Aynî gibi dinde reformcuların imzâlarını taşıyan bu rapor şöyle idi:
Din de, diğer sosyal teşekküller gibi, hayâtın akıntısına uymalıdır. Din, eski şekllere bağlı kalamaz. Türk demokrasisinde, din de, muhtâc olduğu inkişâfı göstermelidir. Câmi’lerimiz kâbil-i iskân hâle getirilmeli, sıralar, elbise askıları konmalı, içeriye ayakkabı ile girilmelidir. İbâdet lisânı türkçe olmalı, âyetler, hutbeler türkçe okunmalıdır. Câmi’lere müzik âletleri koymalıdır. Hutbeleri imâmlar değil din filozofları söylemelidir. Kur’ân-ı kerîmi, kelâm ilmi ile ve tesavvuf ile değil, felsefe ile incelemelidir. Türkiyenin siyâset-i aliyyesini alâkadar eden ve bütün islâm memleketleri için yaratıcı bir te’sîr yapacak olan bu raporun kabûlünü dileriz." 
....
Ehl-i sünnetin bu çok sinsi düşmanları, Mısır, Kahire, Hindistan gibi memleketlerin müftülüklerine getirdikleri, Muhammed Abduh, Cemalledin Afgani, Mevdudi, Reşit Rıza gibi localarına kayıtlı masonlar eliyle de sünni halka islam dışı inanışları aşılamışlar. Bu bedbaht zevat, (-haşa-, Allah cisimdir, kafirler cehennemde sonsuz azap görmeyecektir, kılınmayan namazları kaza etmeye lüzum yoktur) gibi sözleri ile mürted olan İbni Teymiyye'den etkilenmişler ve kendi bozuk fikirlerini de ilave ederek, müslümanları saptırmışlar.Sonraki senelerde Mısır, Pakistan ve İran'da türeyen başka akımlar da ülkemize sokulmuş, bu masonik kaynaklı felsefeler ilahiyat fakültelerinde din olarak anlatılmış, günümüzün çok sesli, pek renkli, reformcu ulema sınıfının oluşmasına katkı sağlamışlar.Yeniliğe, reforma pek meraklı bu din adamlarımız, Efendimizden(aleyhisselam) sonra icazet yoluyla gelen binlerce alimi, onların binbir emek yazdığı ciltlerle kitabı bir kalemde silip, son asırda türeyen  felsefeci, mezhepsiz, reformcu masonları rehber edinme gafletine, zavallılığına düşmüşler.
Şimdilerde bir ilahiyat profesörü çıkıp, amentünün 6.şartı olan kadere imanı reddedebiliyor.
Vehhabilikten etkilenen bir diğeri, 'Allah göklerdedir' diyebiliyor.
Selefiyim diyen başkası şefaati şirk sayıp, 'ben dua ederken peygamberi bile aracı etmem' diyebiliyor.
Kimileri, feministlere şirin görünmek uğruna, hanımlar hakkındaki hadis-i şerifi idrak edemeyip, uydurma diye etiketleyebiliyor.
Bazısı ayet-i kerime ve hadisi şeriflerle kıymeti sabit olan mübarek gün ve gecelere bid'at damgası vurabiliyor.
Bir başkası ayet-i kerime ile sabit olan miracı, yek diğeri mucizeyi inkara kalkışabiliyor.
Efendimizin(aleyhisselam), mübarek yüzünü görüp, sohbetine kavuşarak-peygamberlerden sonra- insanların en üstünü olmuş Eshab-ı Kiram efendilerimize yalancı, münafık ve hatta kafir diyenlerden tutun da, ben Muaviye radyallahu anh'ı sevmem diyen ilahiyat profesörleri çıkabiliyor.
Dini hükümlerde senet olan dört delilden icma ve kıyası hemen bütün reformistler kabul etmedikleri gibi, kimi hadislere güvenmiyor, kimi de Kur'an-ı Kerimi Efendimizin (aleyhisselatü vesselam) yazdığını iddia edebiliyor.Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bazılarının  tarihselliğinden dem vurup, bugün için geçerli olmadığını söyleyebiliyor.
"Allah indinde hak din ancak İslamdır" ayeti kerimesine rağmen, 'üç ibrahimi hak din vardır, hristiyan ve yahudiler de cennete gidecektir' diyenler çıkabiliyor.
Fıkhı inkar eden, 'fıkıh ümmetin üstünde ağır bir yük ve zorlaştırıcı bir unsurdur.' diyebilenlerden tutun da, mezhepler yorumdan ibarettir, bu zamanda mezhebe tabi olmak bid'attir.' diyenler olabiliyor.
'Ben tesettürün farz olduğuna inanmıyorum' diyebilenler, kadınların abdest alırken başörtüsü üzerinden mesh edebileceğini, hayzlı kadınların namaz, oruç, Kur'an-ı Kerim okumak gibi ibadetlerini yapabilecekleri söyleyenler çıkabiliyor.
Misvak için, 'bir takım süper manyaklar, ağızlarına odun sokuyorlar, sünnet diyorlar.' deme ahmaklığını gösterebiliyor.
....Daha bir yığın saçmalardan seçmeler...
Bunlar, bu memleketin yetiştirdiği, ilahiyat fakültelerinde okuttuğu, doç.-prof.titri verdiği din adamı namına ortalıkta dolananlar...Necip Fazıl merhumun, 'idrak yüzkaraları' olarak vasıflandırdığı reformistler, modernistler... Kanal kanal gezip, halkı saptıranlar... Elbette, ehl-i sünnet dairesi dışına çıkmayan,ağızlarından çıkan her sözün vebalini taşıdığı için kendi aklından konuşmayan, bunun için mezhep imamlarının, onların yetiştirdiği icazetli talebelerinin yazdıkları kıymetli kitaplardan nakiller yapan, müctehid alimlerin fetvalarını baz alan, ilmi ile âmil, islam ahlakı ile ahlaklanmış, edepli, temiz, kıymetli ilahiyatçılarımızı, hocalarımızı tenzih etmek gerek, Cenab- Hak onlardan gani gani razı olsun, sayılarını artırsın, dinini halisane öğrenmek isteyen müminlerin karşılarına çıkarsın. Ya diğerleri? "Ümmetimin felaketi, fâcir (sapık) olan din adamlarından olacaktır" hadis-i şerifinin haber verdiği bedbahtlar? Ümmetin felaketine sebep olanlar? Toprağın altını hiç düşünmeyenler? Allahü teala ıslah etsin, hidayet versin!
Vah benim saf kardeşim,'...Allah'ı ellerine geçirseler, meydan dayağı çekerler' ifadesini kullanan adamın hocalığından hiç mi şüphelenmezsin de, peşinden gidersin?
Ah benim aldatılmış kardeşim,"temiz anne ve babalardan dünyaya getirildiği" ayeti kerime ile sabitken, Peygamberinin babasına 'putperestti' deme cüretini gösteren,ehl-i islamı değil, ehl-i küffarı dost edinen efendinin sözlerini ne ile tevil edersin?
...
Öyle korkunç hezeyanlar, öyle tehlikeli ifadeler var ki İslam'mış gibi gösterilen, okudukça şaşıyorsunuz, öğrendikçe yanıyorsunuz, farkettikçe kahroluyorsunuz.
"Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar,"
"İlmin azalması âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar, insanları doğru yoldan sapıtırlar"  ve 
"Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur" hadis-i şeriflerinin tezahür ettiğini görüp, kendi vaziyetinizden, mümin kardeşlerinizin ahvalinden, evlatlarınızın istikbalinden korkuyorsunuz.
Cenab-ı Hak âhir ve âkıbetimizi hayreylesin.
Ebu Bekr-i Sıddık (radıyallahü anh) efendimizin, Resulullah efendimizden (aleyhisselatü ve selam) işiterek  ettiği şu dua, bizim de duamız olsun!
Ya Rabbi! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur! Amin.


Vesselâm.


(Üstteki fotoğraf, sarıklı masonlarlardan, Afganî, Abduh, Reşid Rıza'ya aittir.)

3 yorum:

  1. melahat çolak16 Şubat, 2012 23:08

    aminn.... rabbim bizleri ve evlatlarımızı kendi doğru bildiği yola eriştirsin ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. "Öyle korkunç hezeyanlar, öyle tehlikeli ifadeler var ki İslam'mış gibi gösterilen, okudukça şaşıyorsunuz, öğrendikçe yanıyorsunuz, farkettikçe kahroluyorsunuz." bu cümleyle okuyan herkesin hislerine tercüman olmuşsun Hümeyra ablacm, başka söze ne hacet..

    YanıtlaSil