8 Şubat 2012 Çarşamba

ARTIK UYANMA VAKTİ




Son zamanlarda hayatımızın her alanında türlü tehditler olduğunu sıkça işitiyoruz.Hazır yiyeceklerdeki katkı maddeleri, doğal yiyeceklerin üretimi sırasındaki doğal olmayan müdahaleler, genetiği değiştirilen tohumlar, ülkemizdeki hınzır üretim tesislerinin sıklığı, su dahil hazır içeceklerin içeriği..vs gibi konulardan tutun da, ilaçlardan aşılara, deterjan, kozmetik, parke, oyuncak, silgi, teflon tencereye,elektro manyetik alanlara kadar günlük hayatta kullandığımız pek çok ürünün tehlikeleri, her fırsatta konuşularak, sanki paranoyak bir toplum olmaya yönlendiriliyoruz. Bir de beynimize kasdettiği söylenen Subliminal mesajlar var ki, bu kadarına pes dedirtiyor. Misâl,bağımlısı olduğumuz facebook'un gizli mesajı için buraya bir göz atabilirsiniz. Geçtiğimiz sonbaharda da illimunati söylentisi ile ortalığa türlü türlü senaryolar atılmıştı.
Her türlü kötülüğün alenen işlendiği dünyamızda, böyle sanki gizliymiş hissi verilerek tezgâhlanan oyunlardan kimbilir kimler ne rant elde ediyorlar?
Her şey bir yana, insanın sürekli tekâmül ettiğini savunan evrimcilerin bir kez daha yanıldıklarını görmek, geleceğimiz adına beni pek rahatlatıyor, ümitlendiriyor. Zîrâ, şu an subliminal mesajlarla, illimunatilerle dünyayı şekillendirmeye çalışan bu evrimci neslin dedeleri, kendilerinden çok daha zekî ve çok daha sinsi idi. İbni Sebe mel'ununun başlattığı münâfıklık hareketi, bindörtyüz yıldır türlü türlü isimlerle mübarek dinimizi yetmişiki bid'at fırkasına bölmekle kalmadı, son ikiyüz yıldır, aziz milletimi de bilmem kaç parçaya böldü. Onlar farklı isimler kullansalar da, ayak izlerini takip edince aynı locada buluştuklarını görmek pek güç olmuyor. 
Son zamanlarda işitip, gördüklerim, "Gün olur devran döner, keser döner sap döner" atasözünü daha sık hatırlamama vesile oluyor ve yine geleceğe ümitle bakmamı sağlıyor. Kalın perdeler açılıyor, sis bulutu aralanıyor, güneş tatlı sıcaklığı ve müthiş aydınlığı ile gözlerdeki ve gönüllerdeki karanlığı aydınlatmaya hazır bekliyor sanki...
Derin uykulardaki çilekeş milletimin topyekün uyanabilmesi için, uykuya dalarken kapattığı gözünü, aynı yerde açması gerekiyor. Zirâ başka yerlerde açılan gözün göreceği, rüya içindeki rüyadan uyanmakla eşdeğer gibi...Uyutulduğumuz yer, yaklaşık iki asır öncesi.
Sâmiha Ayverdi, "Ne İdik Ne olduk-Hatıralar" isimli kitabında şöyle diyor:
"Görücü gözü ve işitici kulağı mâzisine açıldığı an, o hatırlayış, bir milletin silkinip dirilişi ve uyanışı demektir."
Mâzi...Hele de milletimin kalbinde yara olan yakın mâzi...Son doksan yıllık mâzimizi tam anlamıyla tahlil etmeye, daha doğrusu örtülen gerçekleri açığa çıkarmaya hâlen yürürlükte olan resmi ideoloji müsade etmiyor, bunun için sene sonuna kadar yapılması hedeflenen yeni anayasayı beklemek gerekiyor. Sabırlıdır benim milletim,nelere sabretmedi ki...
Gelecek şu anki nesle emanet, geçmiş ise miras. Emanete sahip çıkabilmenin yegâne yolu, mîrası tanıyıp, sarılmaktan geçiyor.  Redd-i mîras eden,geleceğine nasıl sahip çıkabilir?
Tarih için, geçmişle geleceği birbirine bağlayan bir köprü derler amma, bizim köprümüzün son kısmı, bu illimunati'cilerin soysuz dedeleri tarafından önce havaya uçuruldu, sonra külliyen yalanla dolu, önceki dokuyla hiç uyuşmayan bir  harç karılıp, yeniden inşa edilmek istendi, tutmadı bin şükür,dökülüyor işte. Köprünün devamı için ille de sağlam kısmının harcı gerekli ki, bunun hammadesi aziz milletimin asırlardır göğsünde taşıdığı ehli sünnet itikadıyla, damarlarındaki asil kanın ta kendisi.
Kırılma noktasındayız sanki. Harcımızı özümüzle karamazsak, köprü hepten yıkılır,gider gibi.Yarın mahşerde, mirasçısı olduğumuz ceddimizle, vârisimiz olan neslimiz bizden davacı olmazlar mı sahi?
Ey benim aslı temiz, uyutulmuş  kardeşim, artık uyan ne olur.
Uyan artık, bak su dahi uyumuş da, düşman hiç uyumamış:


Türkler Nasıl Parçalanır?
Herkese Lazım Olan İman kitabından:
Osmânlı Devletinde rus sefîri olarak uzun seneler çalışan İgnatiyef, hâtıralarında, 1821 de rum isyânının baş plânlayıcısı, Patrik Gregoryus’un rus çarı Aleksandra yazdığı mektûbu açıklamakdadır. Mektûb ibret vericidir:
(Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak imkânsızdır. Çünki Türkler müslimân oldukları için çok sabrlı ve mukâvemetli insanlardır. Gayet mağrûrdurlar ve izzet-i îmân sâhibidirler. Bu hasletleri, dinlerine bağlılıklarından, kadere rızâ göstermelerinden, an’anelerinin kuvvetinden, pâdişâhlarına [devlet adamlarına, kumandanlarına, büyüklerine] olan itâ’at duygularından gelmekdedir.
Türkler zekîdirler ve kendilerini müsbet yolda yönetecek reîslere sâhib oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gâyet kanâ’atkârdırlar. Onların bütün meziyyetleri, hattâ kahramanlık ve şecâ’at duyguları da geleneklerine olan bağlılıklarından, ahlâklarının güzelliğinden ileri gelmekdedir.
Türklerde evvelâ itâ’at duygusunu kırmak ve ma’nevî bağlarını  parçalamak, dînî metanetlerini za’fa uğratmak  îcâb eder. Bunun da en kısa yolu, millî geleneklerine ve müslimânlığa uymıyan hâricî fikrler ve hareketlere alışdırmakdır.
Müslimânlıkları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden şeklen çok kudretli, kalabalık ve zâhiren hâkim kuvvetler önünde zafere götüren asl kudretleri sarsılacak ve maddî vâsıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkin olabilecekdir.Bu sebeble, Osmânlı Devletini tasfiye için, mücerret olarak harb meydânındaki zaferler kâfî değildir.Hattâ, sâdece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyyet ve vakârını tahrik edeceğinden, kendilerini anlamalarına sebeb olabilir.
Yapılacak olan,Türklere birşey hissetdirmeden, bünyelerindeki dînî tahrîbi temâmlamakdır.)


11 yorum:

  1. arkadasim güzel olmus,,,

    aslinda gecmis nesiller dogal beslenerek,doktor görmeden ne güzel yasamislar,,,,su an adini bile söyleyemedigimiz bir sürü hastalik var,buda birilerinin isine geliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah tabi,o da işin başka bir yönü:)

      Sil
  2. Destanlar kadar uzun bir yorum yazmıştım hemde yazın çıkar çıkmaz.Artık yazmıycam küstüm oynamıyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüh Tüh Nazancım,halbuki benim de o kadar çok ihtiyacım var ki o destanlara.Anlatmak istediklerimin ne kadarını doğru anlatabiliyorum,onu merak ediyorum mesela,farklı ya da aynı görüşleri görmek,yeni yazılar için şevk oluyor ayrıca.Ne yapsak acaba,problemi çözmek için?Yazdıklarını her ihtimale karşı göndermeden kopyalasan mesela.Ya da acaba,yazdıktan sonra yayınla kısmına değil de yanıtla kısmına mı tıklıyorsun da siliniyor?Küsme lütfen:)

      Sil
    2. Küsme Nazan abla,ben de senin gibi kaydetmeden yollayınca silinmişti ama destan yazamadım tabi:) Sonra hümeyra ablayı aradım n'oluyor yazamıyorum diye.o yönlendirdi,ben yaptım oldu walla..Bu var ya bu,herşeyden anlıyor maaşallah:))

      Sil
  3. Evet bencede tüh :) çünki bu aralar bende subliminal, illuminati ve 25. kare ile ilgili yazılar okuyordum.Bunlar üzerine fikir alışverişinde bulunmak istemiştim.Ama gecenin bir vakti aklıma gelenler şu an gelmiyor :((
    Yazdıklarımı, yayınla kısmını basarak gönderiyorum Hümeyracım,hatta önizleme de yapıyorum.Ama eşimde her zaman söyler uzun yazdığın yazıları arada bir kopyala diye,bir kaç defada maillerde gelmişti başıma :(( Bundan sonra uzun yazdıklarımı kopyalarım inşallah.Kalemine sağlık arkadaşım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben senin kıymetli fikirlerini her zaman beklerim Nazancım,bir daha sıkıntı olmaz inşallah.

      Sil
  4. Birde başka bloglarda oluyor zaman zaman, email adresini bir kere giriyorsun bir bloga, yazdığın yorumlar onay beklmeden yayınlanıyor.Blog sahibi seni tanıdığı için yorumların için onay beklmiyorsun.Ama çok detaylı bir bilgim yok..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloggerın kumanda paneline tekrar baktım Nazancım,bahsettiğin özelliğin olmadığını gördüm.
      Evet,yorumların yayınlanması ve cevaplanması gecikebiliyor,zira benim bilgisayar başında geçirdiğim süre son derece kısıtlı oluyor malum,gecikmeler için af istirham ediyorum:)

      Sil
  5. melahat çolak09 Şubat, 2012 13:24

    hümeyracım yazın okadar güzel olmuş ki. inan yıllardır hep bu mektup daki düşüncelerle savaş veriyoruz .halende vermekteyiz şimdilerde ise evlatlarımızı korumakla inş.rabbim bu yolda hepimizin yolunu açıketsin.
    .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin Melahatcım,
      Rabbim öcelikle hepimize doğru yolu nasip etsin,
      sonra da o yolun düşmanlarını doğru tanıyarak ilerlemeyi nasip etsin inşallah.

      Sil