30 Ocak 2012 Pazartesi

ÖZGÜVEN DEDİĞİN



Değişim rüzgarlarının pek hızlı estiği zamanımızda,insanların yaşantıları,davranış biçimleri,kişilikleri de aynı hızla değişiyor.Kişileri ve davranışlarını tahlil etmek,sosyoloji,psikoloji,pedogoji gibi bilimlerin aslî işi olsa da,anne olarak çocuklarımı ve yaşıtlarını gözlemleyerek vardığım sonuçlar beni ürkütüyor.
Doğrusu artık yukarıda zikrettiğim bilimlere de  îtimadım yok benim,hele modern pedogojiye hiç güvenmiyorum,haddimden azâde sıfatımla da yanlış,zararlı buluyorum.
90'lı yılların sonlarında başlayan "kişisel gelişim" fırtınasının anahtar kavramlarından biri olan "özgüven" meselesi,modern çocuk eğitiminde de kilit rol oynuyor.İthal ettiğimiz her yenilikte olduğu gibi,bu meseleyi de değerlerimizin süzgecinden geçirmeden tatbik etmeye kalkınca,olan anne-baba eline emanet olarak verilen zavallı yavrularımıza,dolayısı ile geleceğimize oluyor.
Nedir bu özgüven diye gugıl amcaya sorunca,ilk linkle şu cevabı verdi:
Özgüven ; kendimize yönelik iyi duygular geliştirmemiz sonucu, kendimizi iyi hissetmemiz demektir. Başka bir deyişle kendimiz olmaktan memnun olmak ve bunun sonucu olarak kendimiz ve çevremizle barışık olmaktır.
Bırakın onlarca kitabı,şu iki cümle dahi,kişilik gelişimine engel değil midir? 
İnsanın kendine yönelik iyi duygular geliştirmesi,kendini beğenmesi,sevmesi demek olan Narsistliğin temeli değil midir?İslâm ahlakında buna düpedüz Kibir denir.
İnsanın kendisini iyi hissetmesi demek,bir bakıma rehavet değil midir?'Ben iyiyim böyle,rahatım' hissi,daha iyi olmanın önündeki en büyük engel değil midir?Tasavvufta buna da Ucub denir.
İnsanın kendisinden memnun olması,ego tatmini değil de nedir? Ne erdemin var da kendinden memnun olabilesin? Şu var dersen,hiç erdem sahibi değilsin.Böyle egonu tatmin edip,eneni parlatarak daha çok nefs terbiyesinden bahsedersin.
Özgüven taktikleri uygulayanlar hakikaten öyle mi oluyorlar,yoksa kendilerinin de farkında olamadıkları bir özaldatma yaşayıp,riya illetine mi kayıyorlar?
Çocuklara özgüven verme konusunda hayli yol aldık zannedersem.Zira anneler okullarda verilen konferanslardan,okudukları kitaplardan öğrendikleri taktikleri sürekli birbirleriyle paylaşıyorlar.Bu yüzden taktik kısmını atlayıp,bu işin akademisyeleri tarafından yazılan,özgüveni yüksek çocuğun özelliklerinden bahsetmek gerekirse:
"İstedikleri şeyleri elde etme konusunda suçluluk duymazlar. İhtiyaçlarının karşılanmasını hakları olarak görürler. Övgü almayı ve ödüllendirilmeyi açık açık talep ederler. Başkalarının kendileri ile ilgilenmesinden ve kendileri için bir şeyler yapmasından çok hoşlanırlar. İyi nitelikleriyle gururlanır."
Ah ne kadar da başarılı olmuşuz değil mi? Peki bunlar hakikaten fazilet midir? Müslüman evladı,bindörtyüz senelik İslam ahlakı müessesi dururken,nasıl bu yüksek seciyeye muhalif metodlar ile terbiye edilir? Kiliseler dahi,maksatlarını,"inanç,gelenek,aile,toplum otoritesine karşı bireyi hür kılmak "olarak açıklayan bu akımı şiddetle reddederken,biz bırakın eğitim dünyamızın diğer neferlerini,müftü ve imamlarımızı bu kurslara göndererek neye hizmet ettiğimizin farkında mıyız? Kariyer yapmak,olumlu düşünmek,başarılı olmak vs.gibi parlak ambalajların içindeki çikolatanın zehirini ne zaman farkedeceğiz? Üstelik ambalajın üzerinde,menşei,maksadı,katkı maddesi ve ülkeye girişine imkan sağlayan sponsoru bile yazılmışken,neden hiç okumadan iştahla yer,çocuğumuza da yediririz?Zavallı yavrularda zehirlenme belirtileri ortaya çıkıyor ama,biz hala soğuktan,sudan şüpheleniyoruz.
Ürüne talebi artırmak için kullanılan pek çok slogan arasında bir tanesini paylaşayım da,varın siz düşünün müminin tahribatını:
"Başkalarının yanlışları ve kötülükleri ile uğraşarak ruhunu karartma,
Bu dünyada değerli olan biricik insan kendinsin unutma!"
Önce cezbeden bir ambalaj cümlesi,ardından zehirli şerbeti...
Bedeni hormonlu gıdalarla ,beyni hormonlu fikirlerle,ruhu hormonlu inançlarla şişirilerek obezitenin her türlüsüne tutulmuş zavallı neslimiz...
Abarttığımı düşünüyorsanız,özgüven taktikleri ile yetiştirilen çocuklardan beklenen sonuçlara bir bakalım da, buna ondan sonra karar verelim isterseniz:
"Başkalarının görüşlerine açıktırlar ve eleştirildiklerinde hemen savunmaya geçmezler. Eksik yönlerini geliştirme ve değiştirme özellikleri vardır. Kendilerine başarabilecekleri hedefler belirlerler. Bunları başarmak içinde başkalarına bağımlı olmazlar.Yeterince motive oldukları için başkalarına kıyasla hedefleri gerçekleştirmede daha istekli ve enerjiktirler.Tutarlı davranırlar, çünkü hedef belirlerken en ayrıntılı noktaları önceden tahmin edebilirler. Özeleştiriyi öğrenmişlerdir. Kendi ilerlemelerini kontrol edebilirler.İletişim konusunda beceriler kazanmış olan bir çocuk başkalarını anlayışla, sakin ve dikkatle dinleyebilir. Yüzeysel konulardan, daha derin sohbetlere ne zaman, nasıl geçeceklerini bilirler. Başkalarının sözsüz ifadelerinden ve beden dilinden anlarlar.Kendilerinin ve başkalarının haklarını korurlar.Duyguları ile başa çıkabilen çocuklar duygularının esiri olmazlar. Beklenmedik davranışlar göstermezler. Korkuları ve endişeleri ile başa çıkabildikleri için riskleri göze alabilirler. Mutsuzluklarının kendilerini sürekli engellemesine izin vermedikleri için sıkıntılı dönemlerini kısa sürede atlatabilirler. Anlaşmazlık olduğunda kendilerini iyi savunurlar. Kıskançlık, öfke gibi doğal olan duyguları yaşadıklarında suçluluğa kapılmazlar. İlişkilerinde neşe, sevgi ve mutluluk ararlar."
Tam da böyle mi çocuğunuz?O pembe gözlüklerden ben de istiyorum!



14 yorum:

  1. Hümeyracım tebrik ederim, Şule'den duydum siten cok guzel olmus. Bir kaç yazıyı okuma fırsatım oldu, bundan sonra ben de takip ederim inşallah. Allahü Teala kalemine kuvvet versin...

    Fatma Aksoy

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatma ablacımmm,
      Hoşgeldiniz,pek memnun oldum yorum bırakmanıza,
      Henüz çok yeniyim ya,böyle her yorumu sevinçle karşılıyorum,
      Bir önceki yazıma hiç yorum gelmeyince mahzun olmuştum doğrusu...
      Her zaman beklerim ablacım:)

      Sil
  2. humeyra ablacığım, tamamiyle katılıyorum.çok güzel bir yazı olmuş kaleminize kuvvet:)islamiyetteki en kıymetli ilm dallarından biri pedagojidir ki; bizim kimyai saadetlerimiz, mesnevilerimiz varken nedir bu kişisel gelişimler hiç anlayamıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaklaşık 10-12 sene önce kişisel gelişimle ilgili pek çok kitap okudum Nefisecim.Kulağa çok hoş gelen ifadeler,yöntemler,kendi içsel sıkıntılarım için sanki bir çıkış yolu gibiydi.O sıralar henüz küçük olan çocuklarım için de faydalandım diyebilirim.Bir zaman sonra aslında bu sözler sandığım kadar mühim şeyler değilmiş gibi gelmeye başladı.Çok daha sonraları farkettim ki,önemsiz ne kelime,düpedüz zararlı...Bu konuyu yazmayı düşünürken araştırınca çapanoğlulları çıktı meydana...Adeta bir dinsizlik akımı...Çok sinsi...
      Ah canım,şu zelillik kompleksinden bir kurtulabilsek,aradığımız izzeti,ait olduğumuz değerlerin içinde görebileceğiz...Başımızın tacı çok kıymetli kitaplarımızın ismini zikrederek,blogumu şereflendirdiğin için çok teşekkürler ederim.

      Sil
  3. Biz müslümanlara Allahü Teala islam ahlakı ile ahlaklanmayı nasip etsin.İslam Alimleri kitaplarında; çocuk terbiyesinden,sofra adabına,sokağa çıkarken,eve girerken,arkadaşlık ilişkilerimize,yatıp kalkmamıza,eşler arasındaki davranış hallerimize kadar bize olmamız gereken daha bir çok şeyi aslında çok güzel anlatmışlar.O yazıları mutlaka okuyoruz tatbik etmeye çalışıyoruzdur. tamamiyle uyarsak zaten herhalde o kişilik gelişim uzmanların kitaplarına gerek kalmaz diye düşünüyorum.Çok güzel bir konuya temas etmişsin Hümeyracığım, kalemine sağlık.İnşallah hem evlatlarımızı hem kendimizi islamiyete uyacak en güzel şekliyle yetiştirmek,geliştirmek nasip olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin Esracım,
      Ne güzel yazmışsın.Sen ahlakî terbiyede ebeveynin rolüne değinmişken,ben de bu akımı temsil eden bir kitaptan(osho) konuyla alakalı bir pasaj yazayım:
      "İlk adım anne babandan kurtulmaktır. Ve bununla annene babana karşı saygısız ol demek istemiyorum, hayır. Bunu söyleyecek en son kişi benim. Fiziksel anlamda anne babandan kurtulman gerektiğini söylemiyorum, demek istediğim şey, içerideki anne baba seslerinden, içindeki programdan, içindeki kasetlerden kurtulman gerekiyor. Sil onları.

      Şayet bir makina değil bir insan olmak istersen anne babandan kurtul. Ve dikkatli olman gerekecek. Bu zor iştir, çetin bir iştir; onu hemen beceremezsin. Davranışlarında çok dikkatli olmak zorunda kalacaksın. Annen oradayken, senin aracılığınla iş görürken izle ve gör. Bunu bırak, ondan uzaklaş. Annenin hayal bile edemeyeceği tamamıyla yeni bir şey yap. Örneğin, erkek arkadaşın gözlerinde büyük bir hayranlıkla başka bir kadına bakıyor. Şimdi ne yaptığını izle. Baban başka bir kadına baktığında annenin yapacağı şeyin aynısını mı yapıyorsun? Eğer bunu yaparsan aşkın ne olduğunu asla bilemeyeceksin, sadece bir hikâyeyi tekrar ediyor olacaksın.
      O farklı aktörler tarafından oynanan aynı oyun olacaktır, hepsi bu. Aynı kokuşmuş oyun yeniden ve yeniden ve yeniden oynanıyor. Bir taklitçi olma. Ondan kurtul. Yeni bir şey yap. Annenin aklının ucundan bile geçmeyen yeni bir şey yap. Bu yenilik senin varlığına getirilmelidir, o zaman senin aşkın akmaya başlar.
      O halde gerekli olan ilk şey anne babandan kurtulmaktır."

      Sil
  4. emeğine ,kalemine sağlık ablacığım...içimize kanayan farkedemediğimiz bi yarayı açığa çıkarmışın ...daha idrak edemediğimiz o kadar çok şey var ki altından nşce suların aktığı...rabim kalemine güç versiniyar ve yardımcın olsun inşallah..selametle kal

    YanıtlaSil
  5. Aynen öyle Gül'üm,öyle çok koldan uyuşturuluyoruz ki,bir türlü uyanmak kabil olamıyor.
    Cenab-ı Hak gözümüzü ve gönlümüzü batıldan hakka çevirsin inşallah,sevgiler kardeşim:)

    YanıtlaSil
  6. Ablacım yazıları anca okuyorum.Bir dönem kişisel gelişimle ilgili bayağı bir kitap okuduk başta mantıklıymış gibi gelsede,sonradan aldatmaca olduğunu,dinimizin emirlerine uyarsak her şeyin çözüleceğini anladık.Sonuna kadar katılıyorum.Makalelerinin devamını diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya değil mi,çocuklar küçükken ne çok okurduk Hilâlcim,
      Kimliğimizdeki çözümü nerelerde aramışız meğer:(

      Sil
    2. ALLAH İLMİNİ ARTIRSIN güzel kardeşim ve şükürler olsunki hayatımda yer alaninsanlar ALLAH yolunda birleşen insanlar.sana katılıyorum ne yazıkki yetiştirilen nesil"hakkını savun kendini ezdirme politikasıyla" saygıdan yoksunbir hale geldi.oysaki bizim dinimiz demezmiki kusur görürsen ört vebilki gördüğün o kusur aslında sana aittir biz bu terbiye ile büyütüldük çocuklarımızada bunu aşılamaya çalışıyoruz ama ev içerisinde ya dışarıda onlarıbekliyen özgüven avcıları ALLAH gençlerimizin islam aşıkları olmalarını nasip etsin yolundan ayırmasın.....

      Sil
    3. Amin efendim,
      Önemli tesbitleriniz ve kıymetli dualarınızla bloguma değer kattınız,
      teşekkürler ederim,hayırlı cumalar dilerim:)

      Sil
  7. zeynep ben hümeyracım.

    YanıtlaSil
  8. son yorum bana aitti.sevgiler

    YanıtlaSil