21 Ocak 2012 Cumartesi

MUHASEBE DEFTERİ

"İki günü eşit olan ziyandadır" buyurmuş Resulullah efendimiz(sallalahü aleyhi ve sellem)...
Dünkü halimizin üstüne bugün birşey ilâve edememişsek kayıplardayız demek ki...Gün 24 saat olarak sabitken,üstelik de âhir zaman olması hasebi ile biz bunu daha da kısa hissetmeye başlamışken,nasıl yapmalı da,her günü bir önceki günden daha verimli hale getirmeli?
Ticari işletmelerin,hatta ufacık bir bakkalın dahi kâr- zarar hesabı yaptığı,alacağını,borcunu kaydettiği muhasebe defterleri gibi, bizim de kendi hesabımızı kaydedeceğimiz bir defterimiz olsa nasıl olur?
İmam-ı Gazali Hazretleri (rahmetullahi aleyh),Kıyamet ve Ahiret kitabında buyuruyor ki:


İbni Mes’ûddan “radıyallahü anh” rivâyet olundu ki, Yâ Resûlallah, ölü kabre konduğu vakt, ilk karşılaşdığı şey nedir diye sordu. Peygamberimiz “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Yâ İbni Mes’ûd! Bunu bana senden başka kimse sormadı. Ancak sen sordun. Ölü kabre konulduğu vakt ,önce bir melek seslenir. O meleğin ismi (Rûmân)dır. Kabrlerin arasına girer. Der ki, Yâ Abdellah! Amelini yaz! O kimse der ki, benim burada ne kâğıdım, ne kalemim var. Ne yazayım? O melek der ki; bu sözün kabûl edilmez. Senin kefenin kâğıdındır. Tükrüğün mürekkebindir. Parmakların kalemindir. Melek kefeninden bir parça kesip verir. O kul dünyâda her ne kadar yazı yazmak bilmese de, orada sevâbını ve günâhını, âdeta o bir günde işlemiş gibi yazar. Bundan sonra melek, o yazdığı kefen parçasını dürer. O ölünün boynuna asar.) Bundan sonra Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” efendimiz, (Her insanın yapdığı işleri gösteren sahîfelerini biz boynunda kıldık) meâlindeki İsrâ sûresinin onüçüncü âyet-i kerîmesini okudular.

O halde ölüm bizi uyandırmadan uyanmalı ve kabirde kendi elimizle kefenimize yazacağımız amelleri burada iken de bir deftere yazarak görmeye çalışmalı.

Belki bir durum tesbiti yapıp,öncelikleri belirleyerek işe başlamalı.

İmam-ı Rabbani hazretleri (kuddise sirruh) 134. mektubunda  buyuruyor ki:

"...Bizi seven kardeşim!Vakt,keskin bir kılınç gibidir.Yarına çıkacağımız belli değildir.Mühim işleri bugün yapmalı,mühim olmayanları yarına bırakmalıdır.Aklı olan böyle yapar..."


Bizim mühim işlerimiz,yani önceliklerimiz neler olmalı ?
Bu sualin cevabını fıkıh alimlerimiz kısaca şöyle bildiriyorlar:
1)En önce haramlardan kaçınmak,farzları ve vacipleri eda etmek.
Genel olarak bir farzı eda etmekle,bir haramı da terk etmiş oluyoruz.Meselâ:
Beş vakit namaz kılmak farzdır,kılmamak haramdır.
Fıkıh ilmi öğrenmek farzdır,öğrenmemek haramdır.
Tesettür farzdır,uygulamamak haramdır.
Zekat ve uşur vermek farzdır,vermemek haramdır.
Günahlara tevbe etmek farzdır,tevbe etmemek haramdır.
Anne- babaya iyilik etmek farzdır,asi olmak haramdır.
Dertlere,musibetlere sabretmek farzdır,isyan etmek haramdır.
...bunun gibi,farzlarla(mesela 54 farz)vaciplerin ve haramların (mesela 72 büyük günah) neler olduğunu iyice öğrenmeli, gereğini yapmalı.
Bu zamana kadar kılınamamış olan farz namazlar,tutulamamış oruçlar,verilmemiş zekatların hepsini ödemek de farzdır.
2)İkinci sırada mekruhlardan kaçınmak ve sünnetleri eda etmek vardır..Meselâ,kıbleye karşı ayak uzatmak,cami ve kabe-i şerif  resmi bulunan seccadeleri yere sermek,tavla satranç gibi oyunları oynamak,(devamlı ve kumar ile oynanırsa haram olur)erkeklerin başı,kolları ve ayakları açık olarak namaz kılmaları... gibi mekruhları da öğrenmeli ve hepsini terk etmeli.
Farz namazların öncesinde ve sonrasında kıldığımız sünnet namazlardan başka,cuma günü gusletmek,sünnete uygun selam vermek,Kur'an-ı Kerim okumak,faydalı bir işe başlarken besmele çelmek,yatağa abdestli girmek...gibi sünnetlerin de hepsini öğrenmeli ve yapmalı.
Bir farzı,haramı,mekruhu ya da sünneti beğenmemek,hafife almak ise küfür olur,yani kişi müslüman olmaktan çıkar.(Buna çok dikkat etmeli)
3)Müstehap,mubah ve müfsitlerin de neler olduğunu bilmeli ve ona göre amel etmeli.
Öncelikler belirlendikten sonra,muhasebe defterimize hesaplar açmalı.
Borç Hesabı
En mühim borç namaz borcudur.Zira kılınmayan ve kaza edilmeyen her vakit namazın günahı katlanarak yazılmaktadır.Mükellef olma yaşından beri kılınmayan,kaza edilmeyen namazlar hesap edilmeli,deftere kaydedilmeli.
'Şu kadar senelik namaz borcum var.Zamanında kılmadığım için tevbe ettim ya Rabbi,hemen şimdi borçlarımı ödemeye başlıyorum' deyip her fırsatta kaza kılarak bu borçları bitirmeye söz vermeli. Kılındıkça borcun üzeri çizilmeli.'Yarın başlarım,sonra kılarım' dememeli, "Helekel müsevvifun"(yarın yaparım diyen helak oldu) hadisi şerifini hiç unutmamalı.
'Şu kadar da oruç borcum var.Onları da zamanında tutamamıştım,tevbe ettim ya Rabbi' demeli ve hazır kısa günleri de fırsat bilip bir an öce bu borçlardan da kurtulmaya çalışmalı,ödendikçe borcun üzeri çizilmeli.
Varsa zekat,uşur kurban gibi borçları da tesbit edip,usulüne uygun olarak ödemeli.
Zarar Hesabı
'Şu haramı,mekruhu bilerek ya da bilmeyerek işliyordum,pişman oldum ve bırakmaya söz verdim,senin rızan için vazgeçtim ya Rabbi, 'demeli bir daha yapmamağa sabretmeli.
Bazılarımızın borç hesabı- kendimizce- temiz çıkabilir,amma zarar hesabı titizlikle yapılmalı,muhakkak eksikleri bulmalı.Mesela,tesettürümüzün tam olduğundan emin miyiz? Başörtümüzden- çorabımıza,kaş almadan-makyaja,parfümden -zinete,mahremimiz olmayanla konuşma tarzımıza... kadar herşeyimizi sorgulamalı...biz burada kendimizi sorgulamazsak,yarın ahirette zaten sorgulayacaklar.
Yazalım hatamızı defterimize ve diyelim ki,'ya Rabbi sen açıkça haram buyurduğun halde,nefsime uyarak,-el ne der- diyerek mahremim olmayan erkeklerle(hanımlarla) tokalaşıp,şakalaşıyordum.Pişman oldum,senin rızan için nefsimden vazgeçtim' demeli ve buna sabretmeli.Zira haram işlememeğe sabır,sabır türleri arsında zikredilmekte.
Kâr Hesabı
Borçtan ve zarardan kurtulmak otomatik olarak kâr hesabına kaydedilmekle birlikte,nihai sonucu tesbit etmek bizce mümkün olmadığı için,hep kârı artırmaya bakmalı.
Kâr hesabına yapılanlar değil,yapılacaklar programlanarak yazılmalı.Zira yapılan iyilikleri unutmak,kabûle layık görmemek edebin en aşağı derecesidir.
Sadaka -hediye vererek,halini hatırını sorarak,yardımına koşarak,gülümseyerek,haklarına riayet ederek ...insanlara hep iyilik etmeli.
İstiğfar ederek,kelime-i tevhid söyleyerek,selavatı şerife getirerek,şükrederek...dil ile birlikte kalbi de iyi şeylerle meşgul etmeli.
İlmihal bilgilerini okuyarak,öğrenilmesi farz olan kelâm,fıkıh ve tasavvuf ilmi ile iştigal etmeli.
Kuran-ı kerimi orjinal haliyle okumasını öğrenerek,namazda okunan sure ve duaların doğru olarak okunmasına gayret ederek,kısa surelerden başlamak suretiyle ezber yaparak... Kur'an- ı Kerimle meşgul olmalı.
İslam alimlerinin hayatlarını okumak sureti ile,hâlleri ile hâllenmeye gayret ederek,kalbi,ahlâkı güzelleştirmeye çalışmalı.
Tüm bunlar için kendini fazla zorlamadan az da olsa,sayı,sayfa,sure adedi belirleyerek yazmalı ve sürekliliğini sağlamalı.Bu tür nafile ibadetler için,çokluk değil,sürekliliğin kımetli olduğu islam alimlerince bildirilmiş.
....Hasılı muhasebe defteri tutmak gibi basit bir yöntemle,nefsimizi  kontrol etmeli,ibadetlerimizi düzene koymalı.Her gün bir hatadan dönerek,iyilikleri artırarak,iki günü eşit olmaktan kurtarmalı.Hepsini yaparak,kârâ geçtiğimiz,mükemmil mümin olduğumuz,cenneti hakettiğimiz sanmak gafletine de düşmemeli...
Maksat, kulluk şuurunu hiç kaybetmeden,Rabbin rızasına kavuşmaya çalışmak olmalı...
Cennet, çok ibadet edenlerin değil,emirlerine itaat ederek Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmış olanların yurdudur.

6 yorum:

  1. Defter tutmak,iki günü eşit olmaktan kurtarma noktasında benim çok işimi kolaylaştırıyor,sizin de farklı fikirleriniz varsa beklerim efendim.

    YanıtlaSil
  2. MELAHAT ÇOLAK22 Ocak, 2012 14:33

    bende bu defter işini uygulamaya çalışacağım .inşallah sürekliliği gelir insanın doğasında bir ihmalkarlık var .yada bu bende daha fazla herhalde .eline sağlık arkadaşım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Melahatcım,
      Artık eskisi gibi,sade,basit yaşantılarımız yok maalesef.Bize sunulan her türlü teknolojiyi,yiyeceği,giyeceği,hayat tarzını sorgusuz,sualsiz kabul edince,hızlı,karmaşık bir selin içine düşüveriyoruz.Sonunda,hızına yetişilemeyen,ihmallerin,unutkanlıkların,pişmanlıkların bol olduğu bir hayat sürüyoruz.İşin vahimi,daha yapacak çok şeyimiz var derken,ansızın bitiyor ömür.Yaşarken ve öldükten sonraki pişmanlıklarımızı en aza indirmek için,bir formül gibi geldi bana bu defter işi.Kendimce oluşturduğum bu formül,mutlaka geliştirilmeye ve kişiye özelleştirilmeye muhtac elbette.Defterinden verim alırsan,lütfen bizi haberdar et,hepimiz istifade edelim olur mu arkadaşım?

      Sil
  3. bu defter tutma işi,nefsini kontrol altına alma ,kendini hesaba çekip çeki düzen verme adına güzel bi durum aslında ama ;zarar,borç kardan fazla gelince insanın kendini çok kötü hissetmesine de sebeb olmaz mı ya da kar fazla gelirse belkide böbürlenmesine... 1

    YanıtlaSil
  4. Kâr hesabı boşken böbürlenmeye,
    Bunca eksik,borç varken,iyi hissetmeye ne hâcet Gül'üm?...

    YanıtlaSil
  5. Çok yararlı oldu. Allah razı olsun.

    YanıtlaSil