5 Ocak 2012 Perşembe

HASTAYIM:(




2012 milâdi senesine girdiğimiz şu günler,kimileri için anlamsız coşkuya,sevince,çılgınlığa sebep olurken,kimileri içinse,asr-ı seâdetten biraz daha uzaklaşmanın,ölüme,kıyamete biraz daha yaklaşmanın verdiği hüzne sebep oluyor...Dünya her geçen gün çıldıra dursun,biz bu zulmetin neresindeyiz?
İkinci bin yılın yenileyicisine "kuddise sirruh"sormuş bir talebesi:
"Efendim,gençtim,ilmim de tââtim de az idi ve lâkin ,ben bu azlıktan dâhi zevk alırdım.Yaşım kemâle erdi,,ilmim de tââtim de arttı,amma artık hiç lezzet alamaz oldum.Acep nedendir?" 
El-cevap:
"Evlâdım,siz gençken,peygamber efendimizin yaşadığı zamana daha yakındınız,şimdi uzaklaştınız.Ondan uzaklaştıkça tatlar da azalır!"...
E zaten öyle değil miyiz hepimiz?Hep bir geçmiş özlemi içinde değil miyiz?"Ben çocukken..."diye başlayıp,eski bayramlar...eski ramazanlar...diye devam eden,burnumuzun direğini sızlatan hislerle andığımız zamanlar...Nedenini bilmezdim,meğerse O'nun zamanından uzaklaşmakmış,yakında öğrendim...
Ah efendim...Hindistan'ı güneş gibi parlatan nûrûnuza rağmen,o nasipli talebeniz böyle söylerse,bizim halimizi anlatmaya hâcet var mıdır?
İslâmiyetin yaşandığı bir memlekette,müslüman bir anne-babanın evlâdı olarak dünyaya gelebilmek,ehl-i sünnet itikadı üzere bulunabilmek,bunca karmaşa içinde hak olan bilgileri öğrenebilmek,her şeyden öte,bu nimetlerin farkında olmamıza sebep olan kıymetli insanları tanımak,elbette şükrü edâ edilemeyecek kadar büyük zenginlik olsa da...biz bu zenginliğin hep bizimle olacağı yanılgısı içindeyiz.Çalışıp kazanılmadan,lütuf ile, ihsan ile kavuşulmuş nimetlerin,hâlâ bizim olduğundan emîn miyiz?Ya da birgün elimizden giderse,hakikaten bunu farkedebileceğimizi mi sanıyoruz?Bunlar,mal,mevki,para gibi dünyevi zenginlikler midir ki,kaybettiğimizi görüp,anlayabilelim?Dünyanın kendi gibi,ona ait varlıklar da fânidir,birgün vardır,birgün de yok olacaktır.Ya "müslüman" kimliği içindeki değerler?Onları kaybetmek demek,sonsuz olarak yok olmak demektir.
"Şimdi âhir zamandayız,bu zamanda dinin onda birini yapan kurtulur."rehâveti içindeyiz.Halbuki  muhaddisler bu hadisi şerifin,emr-i maruf ve nehy-i münkerin onda birini yapmak olduğunu açıklamışlardır.Vay halimize...
İbadetlerimizi,yaşantımızı, daha pek çok şeyimizi sorgulayalım ama,vereceğimiz cevapların,bahanelerden arınmış,samimi,net olabilmesi için önce hastalıklı olan kalplerimize el atmak daha isabetli olacaktır diye düşünmekteyim. 
Kalbimiz nasıl?İyi miyiz biz sahiden?
Kanımızı,kolesterolümüzü,tansiyonumuzu,şekerimizi takip ederiz,sürekli kendimizi dinleriz ,az-biraz hastalık olsa hemen hekime
gideriz,beğenmezsek,başka uzmanlar araştırırız..Perhiz,iğne,ilaç...tedavi için ne gerekiyorsa yaparız,Allah korusun hastalanıp,yatağa düşmekten,hatta ölmekten korkarız da...hastalığı ile sonsuz ölüme götüren,bitmez tükenmez azaplara sürükleyen kalbimizi  neden ihmal ederiz?
İmam-Rabbani hazretleri,"kuddise sirruh",kalp hastalığına tutulmuş insan  için,
"...bu korkunç hastalıktan kurtulmağı hiç düşünmemektedir ve onu gidermek için hiç kıpırdamamaktadır.Kalbin hasta olması demek Allahü teâladan başka şeylere tutulmuş olmasıdır.Eğer,kalbin bu tutulmasını hastalık bilmezse,çok alçak kimsedir.Eğer bilir de aldırış etmezse,çok pisdir.Bu hastalığı anlamak için(Akl-ı mu'ad) lazımdır.(Akl-i me'aş),kısa görüşlü olduğundan ancak görünüşe bakar.(Akl-ı me'âş),kısa görüşlü,(Akl-ı mu'ad) keskin görüşlüdür.(Akl-ı mu'ad),Peygamberlerde"aleyhimüsselâvatü vetteslimât" ve Evliyada bulunur.Akl-i me'aşı,mala  düşkün olanlar,dünyaya bağlı olanlar beğenir.Aradaki farkı düşünmelidir.Akl-ı mu'adı kuvvetlendiren şeyler,ölümü düşünmek,ahirette olacak şeyleri öğrenmek ve ahiret derdi ile şereflenmiş olanlara birlikte bulunmakdır.Fâris-i beyt tercemesi:
Aranılan hazinenin nişanını vardim sana,
   belki sen kavuşursun,biz varamadıksa da.
Bedenin hastalığı,ahkâm-ı islamiyyenin yerine getirilmesini güçleştirdiği gibi,kalb hastalığı da islâmiyyete uymağı güçleştirmektedir.Şûra sûresi onüçüncü ayetinde meâlen"Müslüman olmalarını istemekliğin,kâfirlere çok güç gelmektedir." ve Bekara sûresinin kırkbeşinci ayetinde meâlen,"Namaz kılmak,ibâdet etmek,yalnız mü'minlere güç gelmez"buyurulmaktadır...Görünen uzuvların kuvvetten düşmesi,ibadeti güçleştirdiği gibi,kalbde imanın za'iflemesi de güçleştirmektedir.Yoksa,islamiyyetin her emrinde kolaylık vardır.Bekara sûresini yüksenbeşinci ayetinde mealen,(Allahü  teala size kolaylık yapmak istiyor,güçlük çıkarmak istemiyor)veNisâ sûresinin yirmiyedinci ayetinde meâlen,(Allahü teâlâ emrlerinin hafif olmasını diledi.çünkü insanlar za'if yaratıldı) buyuruldu.Bu iki ayet-i kerime de sözümüzü isbat etmektedir.Farisi mısra tercmesi:
Bir kimse kör ise,güneşin suçu ne?
Bunun için bu hastalığı gidermek çok lazımdır.Bunun mütehassısı olan hakîmlere sığınmak farzdır.Resul ancak haber verir." buyurmaktadır.


Demek ki:
*Ahkâm-ı islamiyyeye uymakta gevşeklik göstermemizin sebebi kalbimizin hasta olmasındandır.
*Namaz kılmanın ,ibadet etmenin güç gelmesi kalbimizin hasta olmasındandır.
*İslamiyetin hiç bir emri güç değil,bilakis hafiftir.Bize öyle gelmiyorsa,kalbimizin hasta olmasındandır.
*Allahü teâlâdan başka şeylere tutulmak,kalbin hasta olmasındandır.
*Kalbin hastalığını gidermek için kalp mütehassıslarına sığınmak farz-ı ayndır.[Kalp mütehassısı için adreslerden biri: Mektubatı okumak sureti ile,İmam-ı Rabbani" hazretleri "sirrehul aziz"]
*Allahü teâlâdan başka şeylere tutulmayı hastalık bilmeyen,çok alçak kimsedir.
*Bilip de aldırış etmeyen çok pisdir.
*Kalbin hastalığını anlayamamak kısa görüşlü olmaktan kaynaklanır.
*Mala,dünyaya düşkün olmayı beğenmek,kısa görüşlü olmaktan kaynaklanır.
*Keskin görüşlü olmak Peygamberler ve Evliya içinse de,kısa görüşlü olanın,keskin görüş hassâsını kuvvetlendirmek için ,
-ölümü düşünmek,
-ahirette olacak şeyleri öğrenmek,
-ahiret derdi ile şereflenmiş olanlarla birlikte bulunmak şarttır.


...Şimdi...Hastalık meydanda...Tabibler de var elhamdülillah...peki ya...ahiret derdi ile şereflenmiş olanlar... onlar neredeler?..


Blogda yazmak fikrinin temel sebeplerinden biri...derdini davası haline getirmiş kimselerle  karşılaşmak ümidi...onlardan  istifade etmek hevesi...gönlümüze benzeyen gönüllere rastlamak hülyası...Kimbilir?...

4 yorum:

  1. ahiret derdi ile sereflenmislerle bulunmak hos bir tabir,,ah etrafimizdakiler bunlari anlayabilse.....

    YanıtlaSil
  2. Ya hiç sorma,ben de mektubatta o tabiri okuyunca can evimden vuruldum sanki...Nasıl da etkili...Böyle bir şerefe kavuşma arzusu sardı benliğimi,umuyorum, bir öğreten çıkar bu derdi...

    YanıtlaSil
  3. "cevapların,bahanelerden arınmış,samimi,net olabilmesi için önce hastalıklı olan kalplerimize el atmak daha isabetli olacaktır diye düşünmekteyim.Kalbimiz nasıl?İyi miyiz biz sahiden?"...
    ablacığım bu güzel paylaşım için gerçekten çok teşekkür ederim;ancak bu yazı ilk okuduğum yazıya göre biraz ağır geldi bana nedense(?) dili mektubatın diline yakın belkide o yüzden kaldıramadım ....yani ilk yazını (yüzleşme) okurken akıp gidiyordu lafzımdan sözcükler ama bunda biraz zorlandım....belkide ruh halimden kaynaklanıyordur bilmiyorum :) rabbim yolunu hep açık etsin inşallah,zorunu da her daim kolay etsin ...bu yolda emeklerini de boşa çıkarmasın inşallah.selametle ablacığım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim,
      Çok haklısın,zira biz bu bilgilerden bihaberiz.
      Yukarıdaki mektupta da zikredildiği üzere,kalbimizin manevi hastalıklarının farkında değiliz,bu yüzden kıpırdamıyoruz,kendimizi iyi zannediyoruz,koca koca hastalıklar bünyeyi sarmış,önemsemiyoruz.Halbuki bilmemek,tedavi olmamak sonsuz olarak ölmek demek...
      Öğrenmemiz lazım Gül'üm,kalbi hasta etmiş virüsleri tesbit etmemiz lazım,tedavi için kalp mütehassısı tabiblere başvurmamız lazım,mektubatı anlayamasak da sürekli okumamız lazım,nefs isyan edecek elbette,kararttığı kalbin temizlenmesini istemeyecek,zira o da onun için yaratıldı.Lakin biz samimi olarak istedikçe,"isteyin vereyim" buyuran Rabbimiz,hiç vaadinden döner mi?
      "Ya Rabbi,ben sana layık bir kul olmak istiyorum,kalbimdeki hastalıkları bilmiyorum,onları ve kurtulma çarelerini bana göster,beni saliha kullarından eyle.." dersek,
      "Doğru yolu arayanları seadete ulaştıran yollara kavuştururuz"(Ankebut Suresi.69)buyuran Rabbimiz elbette ve mutlaka bize yardım edecektir.
      Benim yazılarımın hiç bir kıymeti yok Gül'üm,kımyetli olan,mücevher olan,ilaç olan büyüklerin sözlerinin arasında,çer- çöp bile olmadığı öyle aşikar ki...
      Kimbilir belki de o çer- çöpler,nasiplilerini asıl hazineye kavuşturmak için sebep olursa,çöpçü de hazineden zerre misali nasiplenir...

      Sil