25 Ocak 2012 Çarşamba

AHİRET TARLASINDA VERİMLİ TOHUMLAR EKMEK

Resulullah efendimiz(aleyhisselâm) bir hadis-i şeriflerinde,
"Dünyaya,dünyada kalacağın kadar;ahirete de ahirette kalacağın kadar çalış"
buyuruyorlar.
Ne kadar uzun olursa olsun,sonlu olan,sonsuz olanla hiç mukayese edilebilir mi?
Peki,biz vaktimizin ne kadarlık bir kısmını,sonsuz olan ahiret hayatımıza çalışarak geçirmekteyiz?
Günümüzün ortalama onda birlik kısmını kapsayabilecek ibadetlerden geriye kalan onda dokuzluk kısmını,ebedi hayat için yatırıma dönüştürmenin,dolayısı ile hadisi şerifte zikredilen emre uymanın yöntemini,İslam alimleri adeta kurtarıcı bir formül şeklinde bize bildirmişler.
Formülün adı: Doğru niyet!
Uyumak,yemek yemek,işte çalışmak,ders çalışmak,ev işi-el işi yapmak,arkadaşlarla bir arada bulunmak...gibi dinimizin mubah kabul ettiği her işte,bildirildiği gibi niyet etmekle,tüm bu vakitlerin ibadet olarak karşılık bulması sağlanabiliyor.Üstelik böyle niyet etmeden yapılan bu işlerin de zararlı olduğu,imam-ı Rabbani hazretlerinin 1.cild.76 mektubunda şöyle bildiriliyor:
İslâmiyyetde en kıymetli şey takvâdır. Dînin temeli takvâdır. Vera’ ve takvâ, harâmlardan kaçınmak demekdir. Harâmlardan temâmen kaçınabilmek için, mubâhların fazlasından kaçınmalıdır. Mubâhları, lâzım olduğu kadar, kullanmalıdır. Bir insan, mubâh, ya’nî islâmiyyetin izn verdiği şeylerden, her istediğini yapar, taşkınca mubâh işlerse, şübheli şeyleri yapmağa başlar. Şübheliler ise, harâm olanlara yakındır. İnsanın nefsi, hayvân gibi, kendine düşkündür. Uçurum yanında dolaşan, birgün uçuruma düşebilir. Vera’ ve takvâyı tâm yapabilmek için, mubâhları lâzım olduğu kadar kullanmalı,zarûret mikdârını aşmamalıdır. Bu kadarını kullanırken de, kulluk vazîfelerini yapabilmek için kullanmağa niyyet etmelidir. Böyle niyyet etmeden, az kullanmak da, günâh olur. Azı da çoğu gibi zararlı olur. 
Uykuda nasıl sevap kazanılır?
1)Abdest alıp yatarak:
Hadis-i şerifte,
(Abdestli yatan, gece ibadet eden ve gündüz oruç tutan kimse gibi sevap kazanır.) [Hakim]buyurulmaktadır.
2)Gece ibadet için(teheccüte)kalkmaya niyet ederek:
Peygamber efendimiz(sallalahü aleyhi ve sellem) buyuruyorlar ki:
(Gece ibadet etmek niyetiyle yatan, fakat uyku galebe çalıp sabaha kadar uyanamayan, niyeti sebebiyle gece ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur. Uykusu da kendisine Allahü teâlânın ihsan ettiği bir sadaka olur.) [İbni Mace]
3)ibadet için kuvvet kazanmaya niyet ederek:
 ...Büsbütün gaflet olan uyku, ibâdetleri kuvvetle ve sağlam yapmak niyyeti ile uyunursa, bütün uyku ibâdet olur. Çünki, ibâdet niyyeti ile uyumakdadır. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Âlimlerin uykusu ibâdetdir).[(3.cild-17.mektup)Seadeti Ebeddiye]
Yemek yerken
İmamı Rabbani hazretleri(kuddise sirruh)
"Yemekleri keyf çin, lezzet için yimemeli, Allahü teâlânın emrlerini yerine getirmeğe kuvvet bulmak için yimelidir. Eğer önceleri, böyle niyyet edemezseniz, her yemekde, zor ile böyle niyyet ediniz. Hakîkî niyyet yapabilmeniz için, Allahü teâlâya yalvarınız! "buyuruyor.
Ayrıca besmele ile ve böyle niyet ederek yenen lokmaların vücuda şifa olacağı,vücutta kaldığı müddetçe zikredeceği de kitaplarda bildirilmektedir.
 Giyinirken  
"Yeni ve temiz giyinmeli ve giyinirken ibâdet için, nemâz için süslenmeğe niyyet etmelidir. Bir âyet-i kerîmede meâlen, (Her nemâzı kılarken süslü, temiz, sevilen elbiselerinizi giyiniz!) buyurulmuşdur. Elbiseyi herkese gösteriş için giymemelidir ki, günâhdır."(İmam-ı Rabbani "kuddise sirruh") 
İslâmın vakarını korumak,tesettüre riayet etmek gibi niyetler için de ayrıca sevab verileceği bildirilmektedir.
İşe giderken
İmam-ı Gazali hazretleri(rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki:
Her sabah şöyle niyet etmelidir:
(Kendimin ve ailemin rızkını kazanmak, onları kimseye muhtaç bırakmamak, Allahü teâlâya rahat ve temiz ibadet edebilmek, ahiret yolunda yürüyebilmek için işime gidiyorum.) O gün, Müslümanlara iyilik, yardım ve nasihat, emr-i maruf, nehy-i münker yapmayı kalbinden geçirmelidir. Namazda kusur edenlere, günah işleyenlere, emr-i maruf yapmalıdır. Böyle niyet eden bir kimse, işini yaptığı müddetçe, hep sevab kazanır. Onun her işi, ibadet olur.(K.Saadet)
Okula giderken-ders çalışırken 
Okula giden bir öğrenci, (Okula, eğitimim bitince, Müslümanlara, insanlara hizmet etmek için gidiyorum. Yâ Rabbi bana faydalı ilim nasip eyle!) diye niyet ederse, okulda ve evde ders çalışırken her an, hiç durmadan sevap alır. 
(www.dinimizislam.com)
El işi-ev işi yaparken 
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: 
(Ya Fatıma, ne mutlu o kadına ki, kocası ondan razı olur. Allahü teâlânın farz kıldığını yapmaktan ve kocasına itaatten sonra kadınlar için, yün eğirmekten, iplik bükmekten üstün iş yoktur. Bir saat yün eğirmek, iplik bükmek veya dokumak, el işleri yapmak kadınlar için bir yıl ibadet etmekten daha sevaptır. Dokudukları her iplik için amel defterlerine bir şehit sevabı yazılır.) [R. Nasıhin]
Peygamber efendimiz, kendi kızına ve diğer kadınlara şehid sevabı kazanmak için ev işleri ile meşgul olmalarını emretmektedir. Başka bir hadis-i şerifte de, (Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir)buyuruldu. (Şir’a)
Arkadaşlarla beraberken
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine giden kimseye, ardından bir melek, “Ne güzel iş yapıyorsun. Cenneti hak ettin” der.) [Tirmizi]
Arkadaşlarla bir araya gelmek hakkında imam-ı Rabbani hazretleri şöyle buyuruyor:
"Müslimânların bir araya gelmesi, yâ istifâde etmek veyâ fâide vermek içindir. Bu ikisinden biri bulunmıyan topluluğun hiç kıymeti yokdur." (157.mektup)
"Arkadaşların toplanmaları bâtının dağılmaması içindir. Öteden beriden konuşmak için değildir." (176.mektup)
Ahiretin tarlasında verimli tohumlar ekmenin bir yöntemi de 302.mektupta şöyle bildiriliyor:
"Cennetin ağaçları nehrleri ve orada olan herşey, dünyâdaki ibâdetlerin, iyiliklerin sonuçları, meyveleridir. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Cennetde ağaç yokdur. Oraya çok ağaç dikiniz!). Oraya ağacı nasıl dikelim dediklerinde, (Tesbîh, tahmîd, temcîd ve tehlîl okuyarak) buyurdu. Ya’nî, (Sübhânallahi velhamdü lillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber) diyerek Cennete ağaç dikiniz buyurdu. Bir hadîs-i şerîfde, (Bir kimse, Sübhânallahil’azîm ve bi-hamdihi derse, onun için Cennetde bir ağaç fidanı dikilir) buyurdu. Görülüyor ki, Cennet ağacı, dünyâda harfler ve sesler şeklinde, bu kelimeye yerleşdirilmiş olduğu gibi, Cennetde, bu kemâller ağaç şeklinde bulunmakdadır. Bunun gibi, Cennetde bulunan herşey, dünyâdaki ibâdetlerin, iyi işlerin netîceleridir."
Örnekleri çoğaltmak mümkün,ancak maksadın hasıl olması bakımından kâfi olsa gerek.
Son söz İmam-ı Rabbani hazretlerinin( kudise sirrehul aziz) olsun:
" Bütün hareketler, işler, sözler, okumak, dinlemek, [oğlunu mektebe göndermek] hep Allah rızâsı için olmalıdır. Onun dînine uygun olmasına çalışmalıdır. Böyle olunca, insanın her a’zâsı ve kalbi Allahü teâlâya müteveccih olur. Onu zikr eder [ya’nî hâtırlar].  Evet, bunları yapmak, size bugün için güç olacağını biliyorum. Çünki, çeşidli mâni’ler etrâfınızı sarmışdır. Âdete, modaya kapılmış bulunuyorsunuz. Ayblanmak, izzet-i nefse dokunmak kuruntularına tutulmuşsunuz. Bütün bunlar, ahkâm-ı islâmiyyeyi yerine getirmenize mâni’ olmakdadır. Hâlbuki, Allahü teâlâ, islâmiyyeti, bozuk âdetleri, çirkin modaları kaldırmak için ve nefs-i emmârenin benlik, izzet-i nefs çılgınlıklarını yatışdırmak için gönderdi. Fekat, Allahü teâlânın ismini, kalbde hâtırlamağa devâm nasîb olursa ve beş vakt nemâz gevşek davranmadan, şartları ile kılınırsa ve halâl ve harâma, elden geldiği kadar dikkat edilirse, bu mâni’lerden kurtulmanız, oraya çekilmeniz umulur. Bu nasîhatleri yazmanın ikinci bir sebebi de, bunlar yapılmasa bile, kendi kusûr ve kabâhatini anlamağa yarar ki, bu da büyük ni’metdir. Bulmayıp da, bulmadığını anlamamakdan ve kusûrunu bilmemekden ve vazîfeyi yapmadığına utanmamakdan, Allahü teâlâya sığınırız. Böyle kimseler, islâmiyyeti tanımıyan, kulluğunu yapmıyan inâdcı câhillerdir."



5 yorum:

  1. humeyra ablacıgım maasallah kaleminize kuvvet, fikrinize kuvvet, iktibasınıza kuvvet, teşbihinize saglık:) konular çok can alıcı, tesbitler müthiş, lakin biraz daha sohbet havasında, biraz yasadıklarınızdan paylasımlar olsa, kitap okur gibi degilde sizin gönül pencerenizden daha fazla damlalar olsa, nacizane fikrim...bilemiyorum tam anlatabildimmi? selam ve dua ile nefise

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Nefise'm,
      Ben de hep onu düşünmekteyim.Mâlum konular dini olunca,illa da nakil olsun istiyorum,kendimden bişeyler yazınca,o büyüklerin sözlerinin yanında benim ifadelerim çok düşük,pek sönük kalıyor.
      Lâkin,senin de bahsettiğin gibi,bu kez de kitap okurmuş gibi oluyor,hatta biraz uzunca da olduğunu sanıyorum,malum herkesin vakti çok kıymetli,belki de maksat tam hasıl olmuyor.
      Henüz pek acemiyim ablacım,böyle kıymetli,iyileştirici yorumlarla ben de beklentileri öğrenebilir,ona göre yazmaya çalışırım inşallah.
      Tatlı sözlerin,kıymetli duaların ve önemli tavsiyelerin için çok teşekkürler ederim:)

      Sil
  2. ablacıgım;
    acemiliginiz bu ise maaşallah..
    haklısınız dini konuda yazınca, büyük vebal.ama siz onun hakkını verecek, kalemi kuvvvetli az bulunan insanlardansınız.Hazreti Osman efendimizin de buyurdugu gibi; Allahu Teala nasip etmeyecegını, hayal ettirmezmiş....
    yakın zamanda aranılan bir kaynak, internete baglanma sebebi olacak insallah blogunuz:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman kardeşcim, Şunun şurasında topu topu 10 yazı çiziktirmişim,ayımız bile dolmadı,elbette acemiyim. Bu nasıl güzel bir söz böyle,Zinnureyn efendimizin,(radyallahu anh) mübarek ismi ile,bayıldığım sözü ile müşerref oldu,zatım ve bloğum,Cenab-ı hak razı olsun,hayâsı hayâmız olsun inşallah... Yok kardeş, büyük hayallerim yok,şöhretten de afetinden de Rabbime sığındım ben... Her nimetten sual olunacak malum... Yarın huzuru İlahide,"küçücük dünyanda,koskoca dünayaya bağlanma nimetini verdik,ne ettin bununla?" diye sual edilince, "sevdiğin,seçtiğin kulların birer mıknatıs olan kalplerini,(sözlerini) cevher yerleştirdiğin kalplerin sahiplerine yaklaştırmaya çalıştım Ya Rabbi, elimden bu geldi ancak.." cevabını verebilmek maksadım. Duaya pek muhtacım... -

      Sil
  3. ablacığım nefise hanımın da yazdığına belki denk düşecek ama; bugün okuduğum dördüncü yazınız ama bunda diğerlerinin ki gibi akıcılığı bulamadım nedense ki gerçi aslolan akıcılık değil anlatılandır anlayana ama belirteyim istedim...:) allah razı olsun abla..selametle kal

    YanıtlaSil